Eğitim imecesine davetlisiniz...

Matematik Kafe'ye Hoş Geldiniz... Matematikya

  • Anasayfa
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/istanbulmatematikkafe/
  • https://twitter.com/MatematikKafe
Translate
Psikoloji
Site Haritası

KALP; Herşeyi Bilir

matematikkafe.com

İnsan kalbinin, diğer organlara göre en güçlü elektromanyetik alanı üreten organ olduğunu biliyor muydunuz? (Örneğin; Kalbin manyetik alanı beyninkinden beş bin kez daha güçlüdür.) Kalbinizin bu 
elektromanyetik alanı vücudunuzdan birkaç metre uzaktan ölçülebilir ve duygularınızla ilişkili olarak değişir.
 
Elektromanyetik alan hakkında bilmeniz gereken en önemli nokta, vücudunuzdaki her organ ve hücrenin bir enerji alanı oluşturmasıdır. Depolanan bu bilgiler vücudunuzdaki her organı ve hücreleri etkiler.

Bu, fetusta ilk işleyen organın kalp olmasının nedeni olabilir mi?

En güçlü elektromanyetik alanın üretilmesinin yanı sıra, kalp kendi zekasına sahiptir, bu nedenle bazı nörokardiyologlar kalpten "kalp-beyin" veya "beşinci beyin" olarak söz etmektedirler. Nörokardiyologlara göre, kalp sadece kas hücrelerinden değil aynı zamanda nöronlardan da oluşur.

HeartMath Enstitüsündeki araştırmacılar, kalbin rolünün sadece kan pompalanmasıyla sınırlı olmadığını kanıtlayan deneyler yaptılar. Onun bir aklı olduğuna ve gerçekliğin algılanmasında önemli bir rol oynadığına inanıyorlar.

Kalp, insan vücudundaki en önemli organlardan biridir, çünkü bizi birbirimize ve Evrene bağlayan ana araçlardan biridir.

Geleneksel bilim bizlere, kalbin ana rolünün kanı vücudun tüm sistemlerine pompalamak olduğunu öğretti. Kalbin bu tanımı çok doğru değildir. Kan pompalamanın yanı sıra, kalbin kendi zekası da vardır. Nörokardiyologlara göre kalp hücrelerinin yüzde 60 ila 65'i kas hücrelerinden değil nöron hücrelerinden oluşur. Bu keşif, kalbin beyne benzer şekilde çalıştığını ve bazı şekillerde beyinden daha üstün olduğunu ispatlayan deneyler geliştirmelerinde yardımcı olmuştur. Bu, kalbin, gebelikten sonra ilk işleyen organ olmasının nedeni olabilir. Gebelikten yaklaşık 20 gün sonra kalp çalışmaya başlar, ancak beyin yaklaşık 90 gün sonrasına kadar işlev görmez. Bu bilgi beyinin kalpten sonra ikinci sırada olduğunu gösterir.

Kalp, Beyin ve Hisler

Bazen beyin ve kalbin karşılıklı muhalefetle çalıştığı söylenir. Sürekli düşüncelerimize mi yoksa duygularımıza mı daha fazla önem verme kararsızlığındayız. Akılcı insanlar, zihin kararlarının, en güvenli veya en düşük risk taşıyan hesaplanmış çıkarımlar yaptığını ve zihnin beladan uzak durmakta anahtar rolü olduğunu söylerler.

Öte yandan yürek, sezgilerimize bağlanarak, en iyi olanı hissetmemizi sağlar. Bunların birinde yani yalnızca zihin ya da yalnızca kalpten faydalanmak başımıza bela açabilir. Zihin, rahatlık bölgesi dışında mutluluk arayışından korkabilir ve kalp bazen bilinmeyen ve riskli olan kararları çağırır, ancak ikisinin dengede kullanılması kişiye büyük netlik getirir.

Kalbi takip etmek, bize mantıklı bir cevap veya açık bir mantık olmadan bir yol çizmesine izin vermek demektir. Bu organ, bir sezgi ya da rehberlik hissi verir. Duygularımız, mantığın ötesinde dünyayı anlamamıza yardımcı olan şeydir ve bu yüzden bunlar, ruhsal tarafımızı anlamanın anahtarıdır.

Kalbin Zekası

Bazı araştırmacılar ve nörokardiyologlar, kalbin aslında başka bir beyin gibi hareket edebileceği fikrini savunuyor ve bizi farklı zeka biçimiyle yönlendirmeye yardımcı oluyor. Halen, kalp ve beyin arasındaki ara bağlantı ve kalp düzeyinde bazı duyu ve hislerin yaşanmasına ilişkin birçok fizyolojik çalışma yapılmaktadır.

Genellikle sevgi ve belli duygusal durumlar kalpte hissedilir ve kalpte farklı fizyolojik reaksiyonlar oluşur.

Stres ya da olumsuz duygu yaşadığımızda, kalp atışlarının kalp ritimleri etkilenir. Tersine, olumlu bir şekilde hissettiğimizde, kalp ritimleri daha uyumlu, düzenli ve istikrarlı bir şekilde olmaktadır.

Kalp ve beyin enerjisini dengelemek

Kalbin sinir sistemi kabaca 40.000 nöron veya duyu nöritleri içerir. Rollerinden biri kalp hormonlarını, nörokimyasal maddeleri, kalp atış hızını ve basınç bilgilerini izlemektir. Bu kimyasalların nasıl davrandığına dair bilgiler de beyne gönderilir. Kalp ve beyin her zaman vagus sinir sistemi ve vücudun elektromanyetik alanı aracılığıyla iletişim halindedir. Bu dinamik iletişim süreci sayesinde, kalbin bilinci, beynin bilgiyi nasıl işleyeceğini değiştirebilir. Bu işlem vücudun enerjisinin nasıl aktığını da etkiler.

Bu bulgular, amigdala da dahil olmak üzere kalbin beyin ve vücutla birlikte çalıştığını gösteriyor. Amigdal, beynimizin gelen bilgilerle ilgili karar vermede ve geçmiş tecrübelerimize dayanarak bunları işleme konusunda bize yardımcı olan kısmıdır. Bu duygular ile fiili beyin ve vücut fizyolojisi arasındaki bağlantıyı gösterir.

Yakın geçmişteki bilimsel araştırmalar, öfke, kaygı ve diğer olumsuz duyguların kalp hastalığı riskini önemli ölçüde artıracağını tespit etti. Bu nedenle, stresli durumlar ve yüksek kaygı düzeyleri kalbi olumsuz etkiliyor.
 
Kalp Nasıl Dünya Barışının Kilidini Tutuyor?

Kalp, dünyayı duygularla anlamamıza yardımcı oluyor. Gerçekliği evrensel bir şekilde anlamamızı, bize evrensel nitelikler vermemizi sağlıyor. Bu biyolojik elektromanyetik alan üreteci, duygusal düzeyde ve ötesinde birbirimizi anlamamızı sağlıyor ve bize her şeyle bir bağ kurma hissi veriyor.

Kalplerimizle nasıl düşüneceğimizi öğrendiğimiz zaman başkalarını anlamak ve onlarla uyumlu yaşamak bizim için daha kolay hale gelir. Bu nedenlerden dolayı, kalp insanlığı birleştirmek ve dünya barışını elde etmek için gerekli anahtarı elinde tutuyor.

Çeviri: Kıvılcım Türkay
themindunleashed.com/…/how-the-human-heart-functions…


Paylaş |                                         Yorum Yaz - Arşiv   
50 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın