• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/groups/annebabaokulu
  • https://api.whatsapp.com/send?phone=+905327001004
  • https://www.instagram.com/matematikkafe
TRANSLATE
ÜYELİK GİRİŞİ
MATEMATİK DÜNYASI
EĞLENCELİ MATEMATİK
OKUL BAŞARISI
SİTE HARİTASI
ZİYARET BİLGİLERİ
Aktif Ziyaretçi6
Bugün Toplam74
Toplam Ziyaret1351515

Temel bilimler olmadan teknoloji üretilmez

11/10/2021

Temel bilimler olmadan teknoloji olmaz

matematikkafe.com

AĞAÇSIZ MEYVENİN PEŞİNDE KOŞMAK

Bilim Teknoloji İçin İstanbul Çalışma Grubu

Teknoloji bilimin meyvesidir. Bilim insanlarının çalışmaları topluma yansımaz. Teknolojinin ürünlerini görür ve “adam ne yapmış haaa!” denir. Yani meyveye bakılır, ağaç önemsenmez. Gelişmekte olan ülkeler temel bilimlere değil uygulamalı bilimlere ehemmiyet verirler. Ağaç olmadan meyve olmayacağı bilinir de temel bilimler olmadan teknoloji üretilemeyeceği üzerinde durulmaz.


Türkiye’de GSYİH İçinde Ar-Ge harcamalarının oranı:
1990: 0.32, 1995:0.38, 2000:0.64, 2001:0.72, 2015:1.1


Türkiye’de 1000 çalışan başına düşen araştırmacı sayısı:
1990:0.6,1995: 0.8, 2000: 1.1, 2015:...??? Kaynak: OECD Science, Technologie and Inddustry; Outlook


Türkiye ile Avrupa ülkelerinde GSYİH içinde Ar-Ge harcamalarının payı (2004 %):

İsveç: 4.27, Finlandiya 3.51, Avusturya 2.28, Fransa: 2.29, İngiltere:1.87, İtalya 1.16, İspanya 1.11, Macaristan 0.97, Yunanistan 0.67, Türkiye: 0.64...


Türkiye’de yıllardır hükümetlerin Ar-Ge harcamalarının payını % 1’e varacağı vaatleri 2015’e kadar gerçekleşmedi. Zamanın Bilim Teknoloji Bakanı Fikri Işık beyin 15 Ocak 2015 tarihli açıklamasında Ar-Ge için çalışanlarda 10 yılda yüzde 363 artış olduğunu biliyoruz. Bu büyük gelişme. Büyük başarı. Türkiye’yi Türkiye’nin dünü ile kıyaslarsak.

Peki dünya ile, Güney Kore ile, Çin’le, Hindistan’la, Japonya ile, dünyanın en büyük inovasyon fabrikası denilen ABD’ile kıyaslarsak maalesef. Türkiye, Türkiye ile mi yarışıyor dünya ile mi? Bizi terörle tehdit edenlerin Ar-Ge çalışmalarını görmezden gelebilir miyiz?


Bilim tarihine dönersek:

Batı Avrupa’da bilim odakları olan Fransa, Almanya, İngiltere gibi ülkelerdeki bilimsel gelişmeye bakınca o ülkelerin kültürel dokusu ile ilginç bir ilişki görülüyor. Fransa’da Descartes’tan beri teorik araştırmalara ağırlık veriliyor. İngiltere’de ise Bacon ve Newton’dan beri ampirik yaklaşım, gözlem ve deneye daha çok önem verme eğilimi hakim. Newton ünlü teorilerini deney ve gözlemleri açıklamak için ortaya attığını özellikle belirtir. Almanya’da ise, Leibniz’in monadlarından (.Monad: Ne kadar şey varsa bir o kadar da yalın, tek olan, bir birlik içinde olan, bölünmez güç vardır. Leibniz işte buna Monad diyor) beri her yerde bir ruhun etkisini arayan mistik bir yaklaşım var. Şüphesiz her üç ülkede de bilimsel buluşlar, aynı yöntemle, gözleme, deney ve teoriye uyularak gerçekleştiriliyor. Ama milli kültürle gelen eğilimler araştırmalara farklı yönler getiriyor. Bu örneklere bakınca aklımıza şu soru geliyor. Acaba Türkiye’deki kültür yapısı, buradaki araştırmalara nasıl yön veriyor?


Türkiye’de araştırma geleneği yeni yeni başladığı için cevabı görmek zaman alacaktır.


Çoğunlukla ilgi alanımız siyaset, yönetim:


Türkiye’deki fikir ortamında hemen herkesin çoğunlukla ilgi duyduğu alan siyaset, yönetim alanı. Devlet nasıl daha iyi, veya en iyi yönetilir? Bu merakı Türkistan’daki ilk Türk kavimlerinden Osmanlının son dönemine kadar hep önde görüyoruz. Kutad Gu Bilik ilk Türkçe eserlerden biri. Devlet nasıl yönetilmeli üzerine konuşmalar hakim. Jön Türkler döneminde de tartışma aynı. Batı’da da benzer tartışmalar olmakla birlikte tek konu devletin nasıl yönetilmesi gerektiği değil. Dünyanın, evrenin yapısı, insanlar arasındaki çeşitli ilişkiler, genel felsefe konuları da yazarlara malzeme oluyor.


Bizde, din üzerine tartışmalar sürüp gidiyor. Ne kadar dindar olunması gerektiği üzerine bitmez tükenmez tartışmalar. Fazla dindar olunursa şeriat gelir, az dindar olunursa başımıza taş yağar. Farklı alanlara dikkat çekmek isteyenler hem çok az, hem de “ O da nerede çıktı şimdi?” tepkisiyle karşılanır.


Böyle bir kültür yapısının yansımaları Türkiye’mize tamamen hakim olmuş durumda. Yönetimler değiştikçe reform, değişim, yeni yönetim anlayışı en çok tekrarlanan kavramlar. Mevlana’nın sözünü bir kere daha hatırlayalım. “İleriyi görenler feryat ederler. Göremeyenler başına vururlar.” Gündem için tercihimiz yönetim üzerine konuşmalar mı bilim, teknoloji, Ar-Ge, inovasyon mu olacak? Nasıl daha zengin, daha refahlı olunur sorusunun cevabı öncelikle bilim zihniyetinde aranmalı. Ar-Ge ve inovasyondan başka zenginliğe giden yol yoktur. Temel bilimler olmadan teknoloji üretilmez.


Bu meseleyi anlatacak birilerini tanıyor musunuz? O zaman uygun bir dille lütfen iletiniz.


Ramazan BAKKAL

537 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın