EĞİTİM İMECEMİZ MATEMATİK KAFE'YE HOŞ GELDİNİZ...

  • Anasayfa
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/groups/matematikarge/
  • https://api.whatsapp.com/send?phone=+905327001004
  • https://www.instagram.com/matematikkafe
TRANSLATE
ÜYELİK GİRİŞİ
MAKALELER
EĞLENCELİ MATEMATİK
ONLİNE İNGİLİZCE
 online ingilizce
KONU ANLATIM
SİTE HARİTASI

MATEMATİK KARŞISINDA NEDEN ÇUVALLIYORUZ? 1

19/04/2020

MATEMATİK KARŞISINDA NEDEN ÇUVALLIYORUZ? 1

matematikkafe.com

ANADOLU AÇILIMI (MİMAR SİNAN)

Merhaba Dostlar, yıllardır Türk Toplumu olarak matematikten neden başarısız olduğumuz üzerine çok şeyler söylendi ve yazıldı. Şu ülkeden kopya çekildi olmadı. Bu ülkeden
kopya çekildi olmadı. Bu konular zor dendi müfredattan çıkarıldı onun yerine yeni konular kondu olmadı. Olmadı, olmadı, olmadı….Gah Türk Toplumunun yüzde kaçı aptal dendi, gah bütün suç modern matematikte dendi, gah öğretmenlerde iş yok dendi. En sonunda ihale ‘’Öğrenciler çalışmıyor!’’ denerek ihale Nasrettin Hoca fıkrasında olduğu gibi öğrencilerin üzerine bırakıldı..

Nasreddin Hoca`nın bir gün caddenin ortasında bir şeyler aradığını gören ahali dayanamayıp sorar;

-Hocam hayırdır, ne arıyorsunuz?
Nasreddin Hoca ise;
-Yüzüğümü kaybettim onu arıyorum, der.
Ahali meraklanarak;
-Caddede mi kaybettiniz? diye sorar.
Nasreddin Hoca ciddiyetini bozmadan cevap verir;
-Yok, kömürlükte kaybettim!
Ahali bunun üzerine yarı kızgın bir ifade ile;
-Hocam oldu mu şimdi? Kömürlükte kaybettiğin yüzüğün burada ne işi var? diye sorar.
Hoca yine ciddi bir ifadeyle her zamanki nükteli cevabını verir;
-Kömürlük çok karanlık, burası ise aydınlık!

İhale niçin öğrencilerin üzerinde kaldı dersiniz? Çünkü zincirin en zayıf halkası öğrenciler de ondan. Öğrenci değil mi efendim, çalışsın,başarsın dendi. 1960- 1970’lerin dışa kapalı Türkiye’sinde yapılan yanlışlar bir suretle gizlendi.Çünkü okul sınavlarında değerlendirme standart puan üzerinde değil en çok puan alandan en az puan alana doğru sıralandığı için okul kontenjanları sırlamaya göre öğrenci aldı sorun görülmedi veya görülmek istenmedi.

Ülkemizde yaşanan sorunu ortaya koymak için iki tesbiti bilgilerinize sunuyorum.

1-Gaziantep Üniversitesi (GAZÜ) Fen-Edebiyat Fakültesi Matematik Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Asker Ali Abiyev, Türkiye`de orta dereceli okullarda verilen matematik eğitiminin yeni baştan ele alınması ve çağın gerekleriyle uyumlu hale getirilmesi gerektiğini, matematik dersinin zeka gelişimine önemli etkide bulunduğuna ve insan yaşamında önemli yer tuttuğuna dikkati çeken Prof. Dr. Abiyev, AA Muhabirine, ``Ama maalesef matematik diye öğretilenlerle gençlerimizin zamanı çalınıyor, zihinsel gelişimleri sekteye uğratılıyor`` diyor..

``Türkiye`de gençlerin matematiği pek sevmediklerine tanık olduğunu`` ifade eden Prof. Dr. Abiyev, şöyle devam etti: ``Gençlerimiz matematiği sevmiyor ve sevmemekte de haklılar. Oysa zeka ve muhakeme yeteneğine dayanan matematik, öğrencilerin en fazla sevdiği ders olmalı. Gençlerimizin matematiği sevmemesinin çeşitli nedenleri var.

Öncelikle öğretmenlerimiz yetersiz. Matematik öğretmenleri yeterli bilgiye ve ders anlatma yeteneğine sahip olmalı. Aksi takdirde ders ders olmaktan çıkar, eziyete dönüşür. Gençlerimizin yaşadığı da bu. ``Çürük temel üzerine inşa edilen çok katlı bina yıkılır, sağlam temel üzerine inşa edilmemiş matematikle bir yere varılamaz. Ders verdiğimiz üniversite öğrencilerinin çok zayıf olduklarına tanık oluyoruz. Hani onlara yeniden matematik öğretiyoruz desek fazla abartmış olmayız. Bir bakıma bu gençlerin matematik konusunda hiçbir şey bilmediklerini kabul ederek, derslere başlıyoruz.``

(Yazının tamamı Web:
matematigisevdirenadam.com’dan Matematik Haberleri Bölümü

‘’Üniversitelilerin Matematiği Zayıf‘’ Başlıklı Yazı )

2-Prf.Dr.Yahya Kemal KAYA’nın Prof.Sabri ÖZBAYDAR’dan aktardığına göre bir Türk dostu İngiliz Prof. ‘’Bakıyorum Türk çocukları başka ülkelerde gördüğüm akranlarından daha zeki şeyler. Ama merak ediyorum sonra hangi metotları kullanıyorsunuz da bu zeki küçüklerden şu farklı büyükleri elde ediyorsunuz?’’ diye hayretle soruyor.

Sonra bu büyükler sınıf öğretmeni, matematik öğretmeni olarak eğitim sistemine geri dönüyor, iyi niyetle, fedakarca, yerine göre deli gibi çalıştıkları halde farkına varmadan öğrencilerin deyim yerindeyse canına okuyorlar…

Ondan sonra da suçu yıkacak birini arıyoruz. Bazıları ‘’Necip Hocam sizin derdiniz birilerini suçlamak mı?’’ diye sorabilir.Hayır benim derdim kimseleri suçlamak değil çünkü suçlamalar problemi çözseydi bu zamana kadar bu sorunu çözmüş olurduk.Benim derdim çözümlere giden adımları atmak için problemin kaynağının ve çözümün hiç aklınıza gelmeyen yerde olduğuna dikkat çekmek.

Son yıllarda teknoloji alanında yaşanan hızlı değişim matematik alanında yaşadığımız problemin boyutunu tüm çıplaklığıyla ortaya koydu.Yani deyim yerindeyse ‘’Peruk düştü, kel göründü.’’ Misali…

1-Avrupa ülkeleri ve ABD dâhil gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin üye olduğu OECD`nin her yıl yayımladığı `Education at a Glance` raporunun 2006 versiyonu açıklandı. Raporda, OECD`ye üye ülkelerde 15 yaşındaki öğrenciler arasında yapılan matematik bilgi performansında Finlandiya, Kore ve Hollanda diğer ülkelerindeki ortalamadan daha yüksek başarı sağlarken Türkiye basari sıralamasında sonlarda yer aldı.

2- Türkiye 2006 yılında, 57 ülke arasında, matematikte 43. sırada yer aldı.

Bu iki sonucu ortaya koyup durum tespiti yaptıktan sonra matematik üzerine araştırma ve çalışmalar yapan , yeni projeler geliştirmeye çalışan bir eğitimci olarak klasik yola sapmış olsam ben de iki şey yapabilirdim.

1-Bu sonuçlardan yola çıkarak daha önceleri yapıldığı gibi mazeretler üretip birlerini suçlama.

2-Başarısızlığın nedeni olarak onlarca madde sayma.

Birinci yola sapmayacağım çünkü suçlamalar bize zaman kaybından başka bir şey kazandırmayacak. Aynı zamanda eğitimin birer parçaları olan bizler bir takımız.

Başarısızlıklarımız takıma ait bundan sonra kazanacağımız başarılarda takıma ait olacak.

İkinci yoldan da sapmayacağım çünkü bu maddeleri saymakta sonunda beni taraflardan bazılarını suçlamaya götürecek. Bize lazım olan da suçlama değil çözüm. Çok iyi öğrendiğim bir şey mazeretlerin sayıldığı bir yer çözümlerden uzaklaştığımız yer olacaktır.

Böyle bir durumda tekrar karanlıkta kaybettiği yüzüğünü aydınlıkta arayan Nasrettin Hocamızın durumuna düşeceğiz.Ben diyorum ki tüm taraflar olarak çok değerliyiz ve iyi niyetliyiz. Fakat yaptığım araştırmalar sonucu sürdüğüm izler beni Anadolu’ya ve bu topraklardaki büyük atılımların baş mimarları olan Mevlana, Yunus, Mimar Sinan ve Nasrettin Hoca’ya ulaştırdı.

Onlara bu durumu anlatıp görüşlerini sordum. Onlar da bana söz birliği etmişcesine ‘’Bizlerden uzaklaştınız o yüzden bu sıkıntıları yaşıyorsunuz. Batı bizlere, siz ise batıya hayransınız. Bize tekrar sarılırsanız ve iyi niyetle yola çıkarsanız bu işi çözersiniz. Ayrıca bir takım olduğunuz halde birbirinizi suçluyorsunuz. Yüzlerce mazeret üretiyorsunuz.’’ dediler.

‘’Çözüm ne? dedim. Cevaben ’’Sorunun ana kaynağını bire indirmek.’’ dediler.

‘’Sorunun ana nedenini siz biliyor musunuz? dedim. ‘’Biliyoruz ama daha iyi anlaşılması halk arasında anlatılan birbirinin benzeri olayı paylaşmak istiyoruz.’’
Anlatın bakalım:

1. Mahmut Selimiye kışlasını denetlemeye gider. Kışladan içeri girer. Her zaman olması gereken ve padişahı selamlamak için atılan 9 pare top atışı olmamıştır. Tabi padişah buna çok kızar ve kışlanın bütün paşalarını toplayarak hesap sorar. Paşalar da sorumlu olarak topçu çavuşunu çağırırlar. Padişah topçu çavuşuna sorar:

`Neden top atışı yapılmadı?`
Çavuş cevap verir:
`Efendim tam 18 tane sebebi var.`
Padişah:
`Say bakalım.`
Çavuş:
`1-Barut yok..`
Padişah hemen araya girer:
`Tamam gerisini sayma.`

2-Napolyon, savaşın kaybından sonra, General`ine sormuş; "Neden yenildik?.."
General cevap vermiş; "98 tane sebep var!.."
"Say" demiş, Napolyon ve General saymaya başlamış; "Bir; barut bitti, iki "
Napolyon, General`in sözünü kesmiş; "Gerisini sayma, barutu biten ordu savaş kazanamaz!.." demiş.

NECİP GÜVEN BİRİNCİ BÖLÜMÜN SONU
119 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın