• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/groups/annebabaokulu
  • https://api.whatsapp.com/send?phone=+905327001004
  • https://www.instagram.com/matematikkafe
TRANSLATE
DESTEK OL
ÜYELİK GİRİŞİ
REKLAM ALANI-1

MATEMATİK DÜNYASI
EĞLENCELİ MATEMATİK
OKUL BAŞARISI
PSİKOLOJİ
SİTE HARİTASI
ZİYARET BİLGİLERİ
Aktif Ziyaretçi6
Bugün Toplam694
Toplam Ziyaret2527174

Bir temel fıkrası ve matematik öğretimi

28/11/2023

bir-temel-fikrasi-ve-matematik-ogretimi

matematikkafe.com


etiketler: fıkralarla matematik, matematik fıkraları

Bir temel fıkrası ve matematik öğretimi

 

Temel pireler üzerinde bir deney yapmak için deney setini hazırlar. Pireye zıpla diye komut verirken pirenin zıpladığını gözlemiş ve bazı notlar almış. Daha sonra pirenin bir bacağını koparmış ve pireye yine zıpla dediğinde pirenin zor da olsa zıpladığını görmüş. Daha sonra Temel pirenin ikinci bacağını da koparmış ve pireye zıpla dediğinde pirenin zıplayamadığını gözlemiş. Bunun üzerine Temel deney raporunu tamamlayıp sonucunu şöyle açıklamış “Pirelerin iki bacağı koparıldığında işitme duyuları kaybolur.”


Aslında matematik öğretimimizle Temel fıkrası birbiriyle çok iyi örtüşmektedir. Dünya hızla değişirken bizim toplumumuzda matematik öğretimi alanında önemli bir değişiklik görülmemiştir.Toplumumuzun yanlış önyargıları ve eğitimcilerin kendilerini yenilememelerinin sonucunda oluşan tabloda Temel'in fıkrasındaki pirenin yerini kendilerini savunma şansları olmayan şamar oğlanları öğrenciler almaktadır.Temel fıkrasındaki pirelerin ayaklarının koparılması gibi düşünme yetenekleri köreltilen çocuklarımız matematikten başarısız olunca biz de Temel gibi yanlış sonuçlara vararak''Matematikten başarılı olmak için özel bir yetenek gereklidir. Yeteneksiz öğrenciler çok çalışsalarda başarılı olamazlar.'' diyoruz.


Fakat toplumumuzda yaygın düşünce olan ''Matematik, işlemler bütünüdür.'' görüşünün aksine ''Matematik bir düşünce disiplinidir. '' Matematikte işlemler düşünceden sonra gelir. Bağımsız düşünme alışkanlığı kazanmış olan herkes isterse matematikle uğraşıp başarılı olabilir. Konfiçyüs'ün deyimiyle ''Düşünmeden öğrenmek yitirilmiş bir emektir.''


Beyin ve öğrenme sistemleri üzerine araştırma ve çalışmalar yapan Tony Buzan '' MATEMATİKTE BAŞARILI OLAMAYAN ÇOCUĞUN ZEKASI ASLINDA ORTALAMA ZEKANIN ALTINDA DEĞİLDİR; YANLIŞ OLAN EĞİTİM SİSTEMİDİR.'' diyor.


USTANIN ELİNİN DOKUNUŞU


Mezatçı, hırpalanmış ve çizilmiş olan eski keman için harcayacağı zamana pek değmeyeceğini düşünüyor; yine de onu izleyenlere gösterirken gülümsüyordu. - "Bu ne eder, arkadaşlar?" diye bağırdı. Açık artırmayı kim başlatacak?" - "Bir dolar, bir dolar", ardından iki dolar. "Sadece iki dolar mı?" - "İki dolar, iki dolar... Kim üçe çıkaracak?" "Yok mu artıran? Evet, üç dolar, üç dolar, üç dolara satıyorum..."
Ama olamaz, en arka sıralardan, kır saçlı bir adam öne geldi, eski kemanı aldı, üzerindeki tozu sildi,gevşek yaylarını gererek akort etti ve bir meleğin Noel ilahisi söylemesini andıracak kusursuzlukta hoş bir melodi çaldı. Müzik sona erdi ve mezatçı alçak bir sesle,

- "Keman için ne kadar veriyorsunuz?" dedi. Sonra onu coşkuyla havaya kaldırdı.
- "Bin dolar. Peki, kim iki bin diyecek? İki bin... - Evet üç bin... Satıyorum, satıyorum, sattım!"

İnsanlar coşkuyla alkışlıyorlardı. Ama bazıları ağlıyordu: "Ne oldu da değeri değişti, anlayamadık!" Hemen yanıt geldi:

- "Bir ustanın eli değdi!"

Dünyada uyumsuz, hırpalanmış ve yaralanmış bir yaşam süren birçok kişi, tıpkı bu keman gibi, düşüncesiz bir kalabalığa ucuza satılma durumuyla karşılaşır. Bir kase çorba, bir bardak şurup, bir oyun...


Ve böyle sürüklenip giderler. Satılmasına az kaldı, satılıyor ve neredeyse satıldı! Ama Usta duruma el koyar ve dar düşünceli kalabalık, ne ilhamın anlamını ne de bir Usta'nın dokunuşunun yarattığı değişimi tam olarak anlayabilir. Myra B. WELCH


VASAT ÖĞRETMEN KONUŞUR, İYİ ÖĞRETMEN ÖĞRETİR, USTA ÖĞRETMEN GÖSTERİR, BÜYÜK ÖĞRETMEN İLHAM VERİR. ( Arhurt WARD )


BEKLEDİĞİNİZ ŞEYİ ELDE EDERSİNİZ


Selçuk Üniversitesi Eğitim Bilimleri Bölümü öğretim üyesi Hasan Yılmaz bazı eğitimcilerin öğrencileri nasıl ‘’linç’’ ettiklerini yaşadığı bir örnek olayla ortaya koyuyor;

Bir gün öğretmen evinde oturuyorum. Saat 15.00. Ortam tenha ve sessiz. Sadece gazete okuyan bir öğretmen var. Daha sonra X lisesinde Y derslerini okutan bir öğretmen olduğunu öğrendiğim meslektaşımın yanına,aynı okulda görev yapan bir başka öğretmen geldi. Gazete bırakıldı ve sohbet başladı. Yeni gelen öğretmen söze başladı:’’Üstat,dün senin 3-A’ları bir sınav yaptım, Allah seni inandırsın 45 kişilik sınıftan sadece 4 kişi iki alabildi,geri kalanların hepsi bir...’’dedi ve bastı kahkayı.Bunu anlatırken yüzünde hatta bedeninin tümünde, yaptığı işten haz duyduğunu gösteren belirtiler vardı.


Diğer öğretmen sabırsızlıkla söze girdi: ’’--O da bir şey mi? Sen benim geçen hafta yaptığım sınavın sonuçlarını görsen! İki yok iki...’’ O da bastı kahkayı. O sırada kapıdan içeri giren bir başka öğretmen de katıldı sohbetlerine. Onun anlattıklarının da benzer şeyler olduğunu duyunca dayanamadım: ’’Beyler sizin mesleğiniz nedir?’’ diye sordum. Şaşkın şaşkın baktılar ...

 

‘’Sizinle bir oyun oynayalım’’ dedim. ’’Varsayalım ki sizle cerrahsınız ve burası tabipler odası. O zaman bu anlattıklarınız şu şekilde olacak: -- Üstat, Allah seni inandırsın ameliyat masama yatan her 5 hastadan 4’ünü öbür dünyaya gönderiyorum. Sonra kahkaha atmanız gerekiyordu.
Varsayalım ki siz avukatsınız, burası da baro; o zaman, ’’ -- Aldığım 6 davadan 5’ini kaybetmesem içim rahat etmez’’ deyip gülmeniz gerekiyordu. Varsayalım ki siz bakkalsınız, bu durumda da ’’--Dükkana gelen 4 müşteriden 3’ünü kazıklamazsam ne olayım...’’

 

Keşke bu mesleklerden birine sahip olsaydınız. Kısa bir süre içinde ne hasta, ne müvekkiline de müşteri bulabilirdiniz. İflas ederdiniz. Ne yazık ki öğretmensiniz. Her zaman ve her şart altında müşteri bulabiliyorsunuz. Ve istediğiniz gibi de katledebiliyorsunuz. Halbuki bizim mesleğimizin bu özelliği bizim daha fazla sorumluluk hissetmemizi gerektirmeli, öyle değil mi?

 

Sonra ne mi oldu?’’ Hadi biz ihale oynayalım’’ dediler ve diğer masaya geçtiler ...

 

Hasan Yılmaz Öğretmenim Lütfen Bu Kitabı Okur musun? kitabından alınmıştır.



Necip Güven
 
 
5202 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın