EĞİTİM İMECEMİZ MATEMATİK KAFE'YE HOŞ GELDİNİZ...

  • Anasayfa
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/groups/matematikarge/
  • https://api.whatsapp.com/send?phone=+905327001004
  • https://www.instagram.com/matematikkafe
TRANSLATE
ÜYELİK GİRİŞİ
MAKALELER
EĞLENCELİ MATEMATİK
ONLİNE İNGİLİZCE
 online ingilizce
KONU ANLATIM
SİTE HARİTASI

BEN BÖYLE BİR ÖĞRETMEN OLMAYACAĞIM!

01/08/2020

BEN BÖYLE BİR ÖĞRETMEN OLMAYACAĞIM!

BİR ÖĞRETMENİMİZ VARDI!(6)
BEN BÖYLE BİR ÖĞRETMEN OLMAYACAĞIM!

Lise ikinci sınıftaydım. Anadolu ticaret lisesine devam etmekteyim. Lisenin en kötü, yaramaz sınıflarında birindeydim. Okulun son dönemleriydi. Bu nedenle sınıfta birbirimizi iyi tanıyorduk. Sorunlarımızı birbirimizle paylaşıyorduk. Elbette herkesin kendine göre problemleri vardı. Bu problemler davranışlarımıza olumlu yada olumsuz yansıyordu. Kimi içine kapanık kimi ise aşırı yaramazdı.

O zamanlar yaşadığım bir olay beni çok etkilemişti. Sınıfımızda Serkan isimli bir arkadaşımız vardı. Oldukça yaramazdı. Çok küçük yaşta anne ve babasını kaybetmişti, abisi ile yaşıyordu. Sanırım bu bir insanın başına gelebilecek en kötü olaydı. Ona acımıyordum ama yaşadığı olay haksızlık gibi geliyordu.

Okulumuzda Orhan isminde bir matematik öğretmeni vardı. Herkesin korktuğu bir öğretmendi ama kimsenin ondan saygıyla bahsettiğini duymadım. Çünkü otoriteyi öğrencilere hakaret ederek, onları döverek sağlıyordu.

Bir gün derse girdi ve Serkanı tahtaya kaldırdı. Yoklamayı yaptı, defteri imzaladı Serkan tahtada büyük bir korkuyla bekliyordu. Öğretmen sandalyeden kalktı, Serkanın yanına geldi, üzerini aramaya başladı. Sonunda aradığını bulmuştu; Serkanın cebinden bir paket sigara çıktı.

Serkan büyük bir korkuyla öğretmenin yüzüne baktı, biz de oda bu olayın sonucunu görmek istemiyorduk. Orhan öğretmen o büyük ve şişkin elleriyle Serkanı dövmeye başladı. Serkan'ın yürüyecek hali bile kalmadı ve sonunda sınıftan attı. Bu onun için en iyisi oldu. Tüm sınıf çok korktu ve etkilendi. Serkanın ne büyük bir öfke ve isyan yaşadığını düşünemiyorum bile.

Bu olay beni çok etkilemişti. Öğretmenin anlayışsızlığı ve ilkel tavrı karşısında değerlerim sarsıldı. Öğretmen Serkan'ı sınıfta değilde sınıf dışında uyarabilirdi. Öğretmen yeri geldiğinde anne, baba, abi, arkadaş değil miydi?

Belkide Serkan'ın bunu ona söyleyecek bir babaya,baba şefkatine ihtiyacı vardı. Öğretmenin buna cesareti olmayacak ki sadece kendi egolarını tatmin etmek, otoritesini ispatlamak adına Serkan'ı küçük düşürdü. Anlayış ve sorgulamadan yoksun insanların dayak atarak ve insanların psikolojisini bozarak yeni nesiller ve yurttaş yetiştiriyor olmaları her açıdan çok kötü. Şunu iyi biliyorum ki ben böyle bir öğretmen olmayacağım.

Lisans öğrenimimin 4. sınıfında bir tez çalışması yapmam gerekiyordu. Uygulamalı bir araştırma seçtim. Örneklem grubu olarak ortaöğretimde görev yapan öğretmenleri seçtik. Anket sorularını hazırladıktan sonra bana, okullara gidip öğretmenlerle görüşmek, çalışmamla ilgili onların görüşlerini almak ve anket formundaki sorulari cevaplamalarını sağlamak kalmıştı.

Bu çalışmayla ilgili bir çok okula gittim. Bazı okullarda çok saygıyla ve gönüllü olduklarını belirten tavırlarla karşılaştım. Ancak bazı okullarda öğretmen ve idarecilerin böyle çalışmalara sıcak bakmadıklarını ve tavırlarını da açıkça ortaya koyduklarını gördüm.

2. yarıyılın ikinci haftasıydı. Ben pazartesi günümün saat 16:00'a kadar olan kısmını okullara gidip öğretmenlerle görüşmeye ayırmıştım. Sabahleyin önceden belirlediğim okulun yolunu tuttum. Her gittiğim okulda yaptigim gibi müdürle görüşüp onayını aldıktan sonra öğretmenler odasına gidip bir koltuga oturdum. Ders saati olduğu için öğretmenlerin çoğu dersteydi. Yalnızca bir kaç öğretmen öğretmenler odasındaydı. Orada bulunan öğretmenlerle görüştüm, kendimi ve yaptığım çalışmayı tanıtarak anket formunu doldurmalarını rica ettim.

İlk görüştüğüm öğretmen yorgun olduğunu ve böyle şeylerle uğraşmaktan hoşlanmadığını, çokta gerekli bulmadığını söyleyerek ricamı reddetti. İlk görüştüğüm öğretmenden böyle bir cevabı duyduktan sonra günümün iyi geçmeyeceğini böyle cevaplarla sık karşılaşacağımı düşündüm.

Teneffüs zili çaldı. Öğretmenlerin çoğu öğretmenler odasına geldiler. Görüşebildiğim kadar öğretmenle görüşmeye çalıştım. Bazı öğretmenler anket formlarını alıp sınıfta dolduracaklarını söylediler. Diğer teneffüs bunları alacaktım. Tekrar ders zili çaldı ve öğretmenler sınıflarına gittiler. Öğretmenlerin çoğu yorgun görünüyordu. Özellikle büyük okullarda öğretmenlerinı "Ders bitse de gitsem" kaygısı içinde olduklarını gördüm. Ya da ben öyle hissettim.

Masada oturan ve önündeki kağıtları dikkatle inceleyen 45 yaşlarında sert görünümlü bir öğretmen dikkatimi çekti. Onunla görüşmem gerektiğini düşünerek yanına gittim. "Merhaba hocam oturabilir miyim?" diyerek izin istedim. "Otur bakalım" dedi. Sert görünümüne aldanarak çekingen bir sekilde yanına oturdum.

Kendimi ve yaptığım çalışmayı tanıtmaya başladım ki beni susturdu ve "Dur bakalım önce bir çay içelim "diyerek iki çay söyledi. Önündeki kağıtlar dikkatimi çekti. Okul açılalı bir hafta olmuştu, yazılı yoklama olamazdı. Ancak ben yine de merak ettiğim şeyi öğrenmek için "Hocam yazılı sınav mi yaptınız?" dedim."Hayır"diyerek cevap verdi.

Ben açıklama yapmasını ve merakımı gidermesini beklerken sustu, gelen çayını içmeye ve verdiğim anket formunu incelemeye başladı. "Anlat bakalım, sana nasıl yardımcı olabilirim?" dedi. Ben kendimi bir kez daha tanıtarak yapmış olduğum çalışmayla ilgili bilgi verdim ve görüşlerini almak istediğimi söyledim. Anket formundaki soruları cevaplamaya başladı.

Benim önündeki kağıtlara gözümün takıldığını görünce anket formunu bıraktı ve "Sen de bir gün öğretmen olacaksın ve şimdi merakla izlediğin her şeyi sen de yapacaksın, yapman gerekiyor. Birçok öğretmenin doğruluğunu bilipte yapmadığı şey; öğrencileri tanımak, onları anlamaya çalışmaktır. Bunlar öğrencilerin kendi hayatlarını anlattıkları daha doğrusu anlatmaya çalıştıkları küçük hikayeler.

Ben dersine girdiğim her sınıftaki öğrencileri bu şekilde de olsa tanımaya çalışıyorum. Bunu bir de dönem ortasına doğru yapıyorum. Samimiyetime inandıkları zaman işler daha da kolaylaşıyor.

Her öğrenci kendi kafasında ayrı bir dünyada yaşar. Onlari etkileyen çok sey vardır. Onların dünyasında her şey farklı işler. Bizlerin bunları kavramaya çalışması gerekmektedir. Her şeyden önce her öğrencinin farklı oldugunu bilmek gerekir." dedi.

Edebiyat öğretmeniydi. Daha birçok konuda konuştuk. Sadece söyleyen, söylediklerini kendisi uygulamayan bir öğretmen değil, her söylediğini yapmış olan bir öğretmenle konuşuyor olmak beni çok sevindirdi. Çok sayıda öğretmenle görüşmüştüm ancak hiçbiri konuştuğum edebiyat öğretmeni kadar öğrencilerini tanıma, onlarla iyi iletişim kurma çabası içerisinde degildi.

Ben bu düşüncelerle okuldan ayrılırken bir soru sormayı unutmuştum. Bu kadar sohbet ettiğim ve fikirlerinden faydalandığım, kendisinden çok etkilendigim edebiyat öğretmeninin adını sormayı unutmuştum.

(*) Pınar ŞAHİN
KAYNAK: http://web.inonu.edu.tr/~ikram/Siniftaunutamadim
14 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın