• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/groups/annebabaokulu
  • https://api.whatsapp.com/send?phone=+905327001004
  • https://www.instagram.com/matematikkafe
TRANSLATE
ÜYELİK GİRİŞİ
MATEMATİK DÜNYASI
EĞLENCELİ MATEMATİK
OKUL BAŞARISI
SİTE HARİTASI
ZİYARET BİLGİLERİ
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam178
Toplam Ziyaret1459872

Matematik öğrenme engelleri nasıl kaldırılabilir

11/01/2022

matematigi-ogrenme-yolundaki-engeller-nasil-kaldirilabilir


İnsanlar sizin matematikle ilgilendiğinizi ya da matematikte başarılı olduğunuzu öğrendiklerinde genellikle matematikten anlamadıklarını söylüyor, bir taraftan da bunu matematiği anlamaya yatkın olmayan bir beyne sahip olduklarına bağlıyor. Bu savunma mekanizması aslında gerek kendi toplumumuzda gerekse dünyanın farklı toplumlarında ortak olarak görülen bir kanaatin yansıması: Matematikçi beyni efsanesi.

PEKİ, GERÇEKTEN ''MATEMATİKÇİ BEYNİ'' DİYE BİR ŞEY VAR MI?

Bu yaygın anlayış, ABD’de Stanford Üniversitesi’nden matematik eğitimi profesörü Jo Boaler’i de rahatsız etmiş olmalı ki 2015 Yenilikçi Öğrenme Konferansı'nda toplanan bir grup ebeveyne ve eğitimciye matematik beyni diye bir şeyin olmadığını anlatmış. Diğer taraftan hepimiz biliyoruz ki pek çok ebeveyn, öğretmen ve öğrenci de bu yaygın inanışı kabulleniyor. Üstelik bu inanış, bugünkü matematik eğitiminin temellerini oluşturmuş durumda maalesef.

Stanford Üniversitesi’nde matematik eğitimi profesörü olan Jo Boaler; öğretmen eğitimi, matematiksel problem çözme, öğrenme toplulukları ve kimlik gibi çeşitli alanlarda çalışmalar gerçekleştiren bir isim.

“Beynimiz hata yaptığımız sırada mücadele ediyor.”

Pek çok nörobilim araştırması, öğrencilerin akademik başarıları ile bu alandaki tutumlarının arasında güçlü bir bağ oluşturduğunu ortaya koymuş durumda. Özellikle Carol Dweck, Camille Farrington ve David Yeager gibi araştırmacılar, öğrencilerin tutumları üzerinde yapılan küçük müdahalelerin, onların akademik performansları üzerinde büyük etkiler oluşturduğunu tespit ettiler. Diğer yandan insan beyninin hem büyüme hem de küçülme yeteneğine sahip olduğu da nörobilimcilerin çalışmalarıyla kanıtlanmış vaziyette.

Boaler, insan beyninin bu yeteneğinden yola çıkılarak yapılan bir araştırmadan bahsediyor. Nörobilimciler, bir araştırmada matematik testi çözmekte olan öğrencileri MR cihazı aracılığıyla beyinlerini gözlemlediklerini, bu gözlem esnasında ortaya çıkan gerçeğin oldukça ilginç olduğunu aktarıyor. Çünkü öğrenci matematiksel bir hata yaptığında o hatanın farkında olmasa bile beyninde bir sinaps oluşumu söz konusu. Boaler işte bu noktada hata yapılan zaman diliminin beynin büyüdüğü bir süreç olduğunu vurguluyor ve ekliyor: “Çünkü beyniniz hata yaptığınız sırada mücadele ediyor.”

Boaler, öğrencinin hatasının farkında olmasıyla ikinci bir sinaps oluşumunun gözlendiğinin altını çizerek matematikte hata yapmanın, hem öğrenme açısından hem de beyin gelişimi açısından önemli bir adım olduğunu da sözlerine eklemiş. İşte burası matematik öğretmenlerinin kendilerini sorgulamaları gereken bir nokta. Öğrenciler hata yaptıklarında matematik öğretmenlerinin bu hatalara yaklaşımları nasıl? Öğretmenler olarak hatayı geçiştiriyor muyuz, yoksa bunu fırsat bilip yeni öğrenmelere kapı aralayabileceğimizin bilincinde miyiz?

SIRADIŞI BİR ARAŞTIRMA!

2015 yılında matematiksel öğrenme güçlüğüne sahip bir grup öğrencinin beyni MR cihazıyla tarandı. Tarama sonucunda bu gruptaki öğrencilerin beyinlerinin, matematiksel güçlük yaşamayan öğrencilerininkine göre farklı bir davranış içerisinde oldukları gözlemlendi. Araştırmacılar, matematiksel öğrenme güçlüğe sahip öğrencilerin, matematik çalışırken beyinlerinde farklı alanların aydınlandığını tespit ettiler. Buna göre matematiksel öğrenme güçlüğüne sahip çocuklar beynin matematiksel muhakeme yaparken kullandığı bölümleri değil, farklı bölümleri işe koşmaktaydı.

Araştırmanın devamında bu öğrencilere 8 haftalık bir eğitim uygulandı. Uygulanan eğitim; matematiği görselleştirmek, problemleri tartışmak ve matematik hakkında bir şeyler yazmak gibi etkinlikleri öne çıkaran ve Jo Boaler tarafından desteklenen bir eğitimdi. Bu eğitim sonrasında matematiksel öğrenme güçlüğüne sahip öğrencilerin beyni tekrar tarandığında tıpkı öğrenme güçlüğü çekmeyen diğer arkadaşlarında olduğu gibi görüntüler elde edildi. Boaler bu araştırma sonucundan yola çıkarak etkili öğretim yöntemlerinin uygulanmasıyla bütün çocukların matematiği öğrenebileceğini savunuyor. Boaler, insanların sadece yüzde 2 ila 3'ünün, matematiği en üst seviyelerde öğrenemeyecek kadar belirgin öğrenme güçlüklerine sahip olduğunu tahmin ediyor.

Matematiği geleneksel yolla öğrenmiş insanlarda matematiğin görsel temsillerine yönelik soğuk bir yaklaşım görmekteyiz. Bu tür bir düşünce, beynin nasıl çalıştığına dair derin bir yanlış anlamanın işareti aslında. Jo Boaler, matematiğin görsel temsillerine olan vurgusunu "Herhangi bir şeyi görsel yönleriyle düşündüğünüzde beyninizde aydınlanan bağlantılar söz konusu. Ve bu bağlantılar, aynı şeyi nümerik boyutlarıyla düşündüğümüz zaman aydınlanan beyin yollarından farklı." şeklinde ifade ediyor. Öğrenci aynı sorun üzerinde çalışırken ne kadar fazla sayıda beyin bağlantısını aydınlatabilirse, öğrenme de o kadar güçlü oluyor.

GELİŞİM ODAKLI ZİHİN VE MATEMATİK

Giderek artan bir şekilde, eğitimciler, öğrencilerin kendileri hakkındaki inançlarının, beyinlerinin öğrenme yaklaşımlarını nasıl etkilediğini gösteren dikkat çekici bir araştırmaya yönelmiş durumda. Gelişim odaklı zihin, muhtemelen bu araştırmanın en iyi bilinen yönü ve birçok okul yöneticisi, bunun sınıflarında nasıl uygulanacağını bulmaya çalışıyor.

Boaler, "Çok sayıda öğrencinin matematik konusunda sabit fikirleri var" diyor. Aslında öğrencilerin bu şekilde düşünmeleri bir tesadüf değil. Çünkü öğretmenler, genellikle öğrencilerinin yüksek başarı elde edemeyeceğine inandıklarından zamanla öğrenciler de bu inancı taşımaya başlıyor.

Diğer yandan Boaler, “Öğrencilerinize kısa, kapalı ve tek bir doğru cevabı olan sorular soruyorsanız, onların zihinlerinin büyüyüp gelişeceğine inanmak çok zor" diyor ve onlara tartışmaya sevk edecek, birden fazla çözüm yolu içeren görsel soruların sorulmasını öneriyor.

Bununla beraber Boaler, öğrencileri yeteneklerine göre gruplandırmanın yanlış bir uygulama olduğu kanısında. Çünkü bu tür bir gruplamanın öğrencilerde sabit anlayışların gelişmesine sebep olabileceğini düşünüyor. Onun yerine karışık yetenek seviyelerinde öğrencilerin açık uçlu ve her öğrenciye görev düşecek şekilde düzenlenmiş problemlerin tercih edilmesini öneriyor.

Yukarıdaki yazı, ‘Not a Math Person’: How to Remove Obstacles to Learning Math başlıklı metinden faydalanılarak hazırlanmıştır. 

KAYNAK:
isimizgucumuzmatematik.blogspot.com/2019/02/matematigi-ogrenme-yolundaki-engeller.html

 
130 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın