Matematik Kafe Eğitim İmecesi

  • Anasayfa
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/groups/annebabaokulu
  • https://api.whatsapp.com/send?phone=+905327001004
  • https://www.instagram.com/matematikkafe
TRANSLATE
FOLLOW MATHKAFE
ÜYELİK GİRİŞİ
MATEMATİK DÜNYASI
EĞLENCELİ MATEMATİK
SİTE HARİTASI
ZİYARET BİLGİLERİ
Aktif Ziyaretçi10
Bugün Toplam76
Toplam Ziyaret1176723

HAYATIMIZIN ROTASINI, FARKINA VARMADAN BİZLER BELİRLERİZ!

19/03/2021

hayat ve rota


1999 Yılında bu yola ilk çıktığımda bir çok başarı hikayesi okudum. Fakat Christy Brown'ın Sol Ayağım Hikayesi ve Helen Keller'in hayat hikayesi bütün düşünce dünyamı allak bullak etti.

Anladım ki, başarısızlıklarımızda ileri sürdüğümüz mazeretler, kendi kendimize uydurduğumuz ve de inandığımız kuyruklu yalanlarmış. İşte size bir kitap özetinden alıntılar.

KENDİME ENGEL OLMAYACAĞIM! YAZAR Recep Şükrü APUHAN Timaş Yayınları

Başkalarıyla olan ilişkilerimiz, onları tanımak için olan iştiyakımız, bizim, bizdeki olan kapıları çalmak, aralamak yani kendimizi tanımaya başlamak demektir. İnsanlarla tanışmak için aradaki engelleri kaldıralım. Müdürün de işçisinden öğreneceği çok şey vardır. Duvarlara kapı açmaya çalışırken, kapı duvar olmasın. Descartesin “Düşünüyorum öyleyse varım” sözüne Arif Nihat Asya: “O yanlış”, “Düşünülüyorum öyleyse varım”. demiş.

MIZRAĞIN UCUNDAKİ DİKİŞ İĞNESİ!:

Elias Hawe dikiş makinesindeki iğne deliğini rüyasında görmüştür. Kendilerini bir amaca adayanlara rüyaları da hizmetkar olur. Eserlerinin doğum sancıları rüyalarına sıçramamış olanlara, rüyalarında yeni eserler gösterilmez.

ARTIK BANA KARIŞMA!:

Her başarısızlık başarıya doğru atılmış ilk adımdır. Yolumuzdaki aksilikler bizler için birer öğretmendir. Bal, arılara aittir. Arılar, acı çiçekleri, tatlı bal olmaya mecbur kılar. Eğer içinizde, karşılaştığınız her yeni durumu olumsuzluk, bezginlik olarak karşılayan ikinci bir şahıs varsa, ona “Artık bana karışma” deyip yolunuza devam edin.

TUFAN DEMEK NUH DEMEKTİR!

Fırsatlar hazır bulunanlar içindir. Fransız Milli Kahramanı İtalyan asıllı Napolyon için Fransız ihtilali bir fırsattı. O, bu fırsat için her yönüyle hazırdı. Bir Çin atasözü şöyle der. “Rotası olmayan geminin yelkenlerini dolduracak rüzgar yoktur”.

Goethe, kendisine engel olmayan insanlar için de en güzel örnektir. Yeteneklerini sonuna kadar zorlayan bu insan, sanatta, bilimde, siyasette ve daha bir çok dalda eserler vermeye çalışmıştır. Bizler de yeteneklerimizi bilip, hedeflerimizi saptayarak ve imkanlarımızı kullanarak yapacağımız işi hakkıyla yapmalıyız.

İSTİYOR MUYUZ, OLMASA DA OLUR MU?

Hayal etmek, gerçekle ilişkisini kaybetmediği sürece işe yarar. Düşündüğümüz bir işi yapmak istiyorsak, ona büyük bir aşkla inanmamız gerekir. “Ne yapalım, olmasa da olur” anlayışı, inanmamış gönüllerin lafıdır.

KIŞ, KENDİNİ NAZA ÇEKEN BAHARDIR!

Her kavuşma ayrılıkla başlar. Meşakkatin sonunda sevinç vardır. Hiçbir zaman korkmayalım ve ümidimizi kaybetmeyelim. Dağına göre kar… Eğer bir şeyi istiyorsak, onun getireceği bütün sıkıntılara razıyız demektir ve gücümüzün dışında bir yük de omuzlarımıza yüklenmez.

BAĞIMSIZLIĞINI, İDEALLERİNE ESİR OLMAKTA BULANLAR!

Gerçek hürriyeti, “ideallerine esir olmak” la tanımlayanlar hiçbir şekilde kısıtlanamazlar, engellenemezler. Hayatlarını sadece hedeflerine kilitlemiş, ideallerinden ödün vermeyen insanlar, başarıya ulaşabilirler. Sultan Murad Hanın oğullarına vasiyeti iki kelimelik: “Attan inmeyesiniz” lafıdır. Peşinden milyonları sürükleyen büyük düşünür Nursi, servet olarak geriye bir cep saati bırakmıştır. Evet! İdeallerinin esaretinde yaşamayı bilenler ideallerindeki hürriyeti bulmuşlardır.

İTALYA'YI KURTARAN ADAM!

1513 İtalyasındaki siyasi ve iktisadi karışıklık, İtalyan vatansever Machavelliyi “Bu karışıklığı ancak büyük bir lider önleyebilir” düşüncesiyle “hükümdar” isimli eserini yazmaya sevketti: Devletin menfaatleri uğrunda her şey mubahtır. Devlet adamı hileye, şiddete başvurabilir” gibi düşüncelere sahip Machavelli, sonraki asırlarda lanetlense de amacına ulaştı.

NEREDE HÜRRİYET YOKSA ORASI BENİM VATANIMDIR!

1776’da Amerika’da Thomas Painenin “Sağduyu” adlı kitabı Amerika’yı İngiliz sömürgesinden kurtarmış ve bağımsız bir devlet haline getirmiştir.

AYIDAN DOST OLMAZ!

Dostlarınızı kendi cinsinizden ve akıllı olanlardan seçin. Ahmak dostların bize kaybettirdiği zaman az değildir. Ahmak dostu olanın, ayrıca düşmana ihtiyacı yoktur. Olumlu programlar yüklenin. Yapacağınız işlerden galip ayrılmayı istiyorsanız, kendinizi galibiyet için programlayın. Başarıya programlanmış her insan başarıyı yakalayacaktır.

SİYASETİMİZ GÜZEL OLSUN!

Her zaman peşin hükümlü olmaktan kaçınmalıyız. Bunun hem bize zararı hem de başkalarıyla olan ilişkilerimize zararı olur. Karşılaştığımız bir kişiye hoşlanmadığımız bir hareketine karşılık peşin hükümlü davranmamız belki de sonradan kazanacağımız bir dostluğu önceden baltalamak olur. Bazen de halledebileceğimiz bir işin ilk denemesi başarısız olunca onun hakkında peşin hükümlü davranıp o yeteneğimizin körelmesine neden olabiliyoruz.

SİZİN KAYBETTİĞİNİZİ SİZİN İÇİN ARAMAZLAR!
Kazanırken çevremizde bulunan dostların çoğu kaybederken çevremizden kaybolurlar. Kendi işimizin başkası tarafından iyi bir şekilde yapılmasını beklemek saf dillilik olur. Önemli olan kaybetmemek. Kaybettiğini de tek başına arayacak gücü kendinde bulabilmektir.

HİÇ BİLENLERLE BİLMEYENLER BİR OLUR MU?
Başladığımız bir işi, bilgili bir şekilde yaparsak bitirebiliriz. Bilgisizce körü körüne yapılan bir işten hayır beklenmez. Burada bize düşen en önemli şey kitap okuyup, bilgi dağarcığımızı genişletmemizdir.

ÇİZMEDEN YUKARI ÇIKARLARSA!
Başkalarına karşı tavırlarımızda her zaman ölçülü davranmalıyız. Nerede başlanıp, nerede durulacağını bilmek bir fazilet işidir. Ya kendimizi kontrol altına alacağız, ya da şahsımızın kontrol altına alınmasına izin vereceğiz. Sizce hangisi daha onurlu?

HESABINIZI İYİ BİLMELİSİNİZ!
Hesabını bilen, dengeli yaşamayı da bilir. Gelir ve giderimiz dengeli olmalıdır. Ya gelirimiz kadar harcayacağız, ya da harcadığımız kadar gelir elde etmek için çalışacağız. Bu dengeyi kuramayan insanların çoğunlukta olduğu bir ülkenin durumunu düşünebiliyor musunuz?

HAKLARIMIZI SAVUNACAĞIZ!
Yaşantımızda birçok problemle ya da iş hayatımızda birçok rakiple karşılaşabiliriz. Kendi kuvvetlerimizi kullanırken karşı kuvvetleri de lehimize çevirebilmek için uzlaşma yoluna gitmeliyiz. Tedbir bir uzlaşma metodudur, bir zafiyet değildir. Uzlaşma teslim olma anlamına da gelmez. Aslında uzlaşma tam anlamıyla kendimizi savunmadır. Ve bunu yapmak bizim hakkımızdır.

İLKELİ OLMAK, BÜYÜK BİR PLAN YAPMAKTIR!.
İlkelerini tespit eden, onlarla yaşamasını bilen, ilkeleri ile bütünleşen insanlar yaşadıkları çevreyi de kendi renkleri ile renklendirirler. İlke sahibi insanlar doğrudan hiçbir zaman ayrılmamalıdır. Başkalarına saldırmak ilke sahibi insanların yapacağı bir iş değildir. İlke sahibi olmak büyük bir plan yapmak ve bu plana ısrarla uymaktır.

KENDİMİZLE HESAPLAŞMANIN FİLMİ, İÇ DİLİMİZ!
İç dilimiz ne kadar güzelse, dış görünüşümüz de o kadar iyi olur. Jest ve mimiklerimiz, bakışlarımız, yürüyüşümüz, davranışlarımız hep iç dilimizi yansıtır. Hayattan ne istediğimizi hep iç dilimiz karar verir.

KAPASİTENİZ, ULAŞMAK İSTEDİĞİNİZ HEDEFLER!
Kapasitemiz nedir? Ulaşmak istediğimiz hedef “kapasitemiz” dir. Belirlediğimiz hedefe ulaşmayı ne kadar şiddetle istiyorsak kapasitemizin sınırları da o kadar geniş olur.

GÜÇLÜ İNANÇ, BASİT BİR NETİCE ELDE ETMEZ!
Yaptığımız işlerde ne kadar inançlı olduğumuzu ortaya koyan gösterge neticelerdir. Güçlü bir inanç, basit bir netice ile son bulmaz. Herkes inandığı gibi yaşamalıdır. Bu örnek bir yaşam biçimidir.

KÖKÜNDEN SÖKÜLMEYEN HER BİTKİ YENİDEN YEŞERİR!
Hemen hemen her insanın kötü bir alışkanlığı vardır. Kötü alışkanlıklarımızdan kurtulmak istiyorsak onu tamamen içimizden söküp atmalıyız. Geçici çözümler hiçbir sonuç vermez.

BİR SIKINTI KAYNAĞI: MUTLU OLMAYI BEKLEYEN İNSAN!
Gerçek mutluluk, insanın kendi üzerine düşen görevleri eksiksiz yerine getirmesiyle olur. İnançları doğrultusunda yaşayan her insan kendisini rahat ve huzurlu hissedebilir. Böyle yapmadığı halde kendisini mutlu hissedenler vurdumduymaz insanlardır.

ELEŞTİRİLMEK İSTEYENLER, BAŞARMAK İSTEYENLENDİR!
Kişiler kendi eserlerinde yanlış bulmak istemezler. Böyle bir durumda başkası tarafından eleştirilmek isteyen, başarıya ilk adımı atmış demektir. Bundan da önemlisi kişinin kendisini eleştirebilmesidir. Eleştiri istemeyenin en büyük engeli kendisidir.

GÖZLEM YAPMAK TEKNİK BİR MECBURİYETTİR!
Bir konuda başarılı olmak istiyorsak, yapacağımız en iyi şey, o konuda başarılı olmuş insanları gözlemlemektir. Bu gözlemleme metodu kendimizdeki doğruyu, yanlışı bulmamızı da sağlayacaktır.

ZAMANINIZA KARŞI KISKANÇ OLUNUZ!
“Hayata yeniden başlasaydım saniyelerin nabzını tutardım” diyor Dostoyevski… Yahya İbn-i hubeyse’de “Korunması için gayret göstermen gereken en değerli varlığın zamandır. Fakat görüyorum ki en kolay kaybettiğin şey de odur” diyor zaman için. Zamanımızı herkes parça parça götürebilir ama hiç kimse geri veremez. Onun için zamana karşı kıskanç olmalıyız.

İKİ HAYATIN ORTASINDA DEĞİŞİM!
Madem ölüm var zamanımız kısıtlı demektir. Ölüm gelmeden hayatı iyi kullanmalıyız. Ölümden sonraki hayatımızın iyi olmasını istiyorsak ölümden öncesini iyi kullanmalı, insan olmamızın hakkını vermeliyiz.

BÜYÜK GÜCEK ATILMAK!
Dünyamız ve insanla ilgili, milyarlarca şaşırtıcı ve düşündürücü olay vardır. Kainatta ki güzellik ve düzen büyük bir gücün eseridir. Bu büyük güçten faydalanmak, bu güçle irtibat kurmakla mümkündür. Bu irtibatta ona ibadet etmek demektir. Bu büyük güçle en estetik kucaklaşma şekli namazdır.

ALLAH VE HAREKET!
Allah(c.c.) diyor ki: “İnsan benim sırrımdır. İnsanın mahiyeti bendedir. Kendisini bensiz bilemez” İnsanın Allah (c.c.)ı bilme yolunda göstereceği her çaba, eksiksiz olma yolunda atacağı bir adım olacaktır. Allah (c.c.)ı bilen onunla beraber olan sınırlarının en uç noktalarına doğru cesaretle yürür.

BIRAKINIZ YAPSINLAR, BIRAKINIZ GEÇSİNLER!…
Adam Smith, “Milletlerin zenginliği ” adlı eserini 1776’da piyasaya çıkardı. Bu kitapta, yoksullar üzerindeki ekonomik terörü şiddetle eleştirdi. Toprak reformunu savundu. Onun görüşlerini dinleyen İngiliz işadamları zengin oldu.

SİVİL İSYANLAR!
Henry David Thoreav, 1849’da bir dergide “Sivil itaatsizlik ismiyle bir deneme yayınlandı. Denemedeki esas fikir şuydu: Fertler devlet için değil, devlet fertler içindir”. Bu yüzden her baskıya, dikta öngören her ideolojiye karşı çıktı.

TOM AMCANIN KULÜBESİ!
Bayan Stowe, “Tom Amcanın Kulübesi” adlı eserinde köleliğin vahşet ve saçmalığını, kölelerin ızdıraplarını o kadar etkili anlattı ki kölelik aleyhindeki duygu ve düşünceler kamçılandı.

FELLİNİ SİNEMASI!
Federico Fellini, çağdaş sinema ustalarının başında gelir. Fellini, yanında çalışanların hepsinden azami derecede faydalanır. Kendisini onlara çok sevdirdiği için onları istediği gibi çalıştırır. Onun başkasına gösterdiği bu ilgi sevilen bir rejisör olmasını sağladı.

FOTO- TELEFOTO!
Jules Verne, kimsenin daha radyoyu bile düşünmediği bir zamanda televizyonu hayal etmiş ve ondan “foto-telefoto” diye bahsetmiş, Kuzey Kutbundan uçakla dönen Amiral Byrda, denizaltının babası Simon Laked'e hep ilk ışık Jules Verne olmuştur.

DÜŞÜNCENİN YENİDEN YAPILANDIRILMASI!
Bir adama kırk gün deli derseniz deli olur. Edison da sınıfında geri zekalı diye bilinirdi. Ama annesinin onu samimiyetle savunması Edison’u yüzyılın en büyük mucidi yaptı.

Hayalleriniz de engel olmasın. Bazen “Korktuğum başıma geldi” deriz. Aslında başımıza gelen belanın tüm iç şartlarını biz hazırlamış ve belayı mıknatıs gibi çekmişizdir.

Çoğu insan bazı işlerde kendisinin kabiliyetsiz olduğunu düşünür. Aslında o, bizim zihnimizde bulunan olumsuz resmimizdir. Bu olumsuz resmi ortadan kaldırıp yeni olumlu resmimizi koymamız gerekir. Doğrusu da budur.

Her şeyi mümkün gören, her mümkünü gerçekleştirebileceğine inanan insan o mümkünü fetheder. Odasındaki Osmanlı Devleti haritasını “ufkumu daraltıyor” diyerek kaldıran ve yerine dünya haritasını asan düşünce ve eylem adamının sınırlarını tespit etmek çok güçtür.


PROBLEMLERİN PİŞİRİLDİĞİ OCAK!
Zihninizi geliştirmeyi istiyorsanız, sabırlı davranmalısınız. Onu dinlendirmeyi bilmelisiniz. Bilinçaltınızın düşünme ve bulma gücünün, bilincinizin dinlendiği sıralarda çalışmaya devam etmesi, zihnin dinlendirilmesi kavramını yeni bir açıdan görmemize yol açacaktır.

BULMA, KENDİ KENDİNİZE ÖZEL BİR YOLDA İLERLEMENİZDİR!.
Aklımıza gelen çoğu fikir, bilinçaltımız sayesinde hiç beklemediğimiz bir anda gelir. Mozart, Hyden, James Watt, Walter Scott gibi bir çok insan eserlerini onlarla uğraşmadıkları anda meydana gelmiştir. Kendini gevşetmek, dinlendirmek elzemdir. Uyurken vücudun bütün enerjisinin dörtte biri beyne gider. Belki de bu, yeni düşüncelerin doğmasını sağlamaktadır.

İNSANLARIN AKTIĞI MEYDAN!
İnsanlarla olan iletişimde ne kadar başarılıysak, kendi kendimizi yönetmemizde o kadar başarılıyız demektir. İletişime hakim olduğumuzda başkalarının olumsuz müdahalelerini en aza indiririz. İletişimde alacağımız mesafeler ne olacağımızı bize gösterir.

Sözlü iletişimde, ses tonunuz, konuşma tarzınız, kelimeler üzerindeki vurgulamalarınız, iletişim yönünüzü etkiler. Bazıları fıkra anlatır, insanları ağlatabilirler. Sözlü iletişimde hataların bedeli o kadar ağır olur.

Birisi bir şirkette genel müdür olan kardeşini ziyarete gitmiş. Bir odada oturup sohbet ederlerken kendisine doğru gelen tüm ziyaretçilere kardeşini göstererek “Genel müdür o” diyormuş. Bunun sebebi kendisinin kardeşinden daha şık giyinmesiymiş. Evet, iletişimde imaj da bazen çok şey anlatır.

İletişimde gözlerin de önemi büyüktür. Bazen çok şeyler anlatabilir. Cem Karaca, Fethullah Gülen Hoca Efendi ile tanışmasını en az dört TV kanalında anlatırken hep aynı etkilenişin sözleri ile anlatmıştır: “Gözlerimin içine bakıyordu”.

FARKLARIN ÖNÜNE DURAKLAMAK!
John Powys, “Anlaşılma arzusu sevilme arzusu kadar şiddetlidir” der. Her şeyden önemlisi ilişkilerde samimi olmaktır. Samimiyet, davranışlarımıza istikrar kazandırdığı gibi, bizi bekleyen tepkiler gösteren çekinilecek bir insan olmaktan da korur.

SİZİ KİM YÖNETİYOR!
Kendi dışınızdaki herkesi ve her şeyi kontrol edebilmeniz önce kendi kendinizi yönetiyor olmanızla mümkündür. Korku içinde kaçan insan güçsüzdür. Kovalayan insan ise, koştukça güçlenir ve kaçanı mutlaka yakalar. Kendi kendini yönetmeyen insan “kaçan insan” gibidir. Kendi kendini yöneten insan “kovalayan insan ” gibidir. Kararlı ve sakindir.

İÇİNİZDEKİ ARSLANDAN HABERİNİZ VAR MI?
Herkesin İçinde bir arslan Vardır. Önemli olan ona emirler yağdırabilmektir. Emir vermek için güçlü, emri uygulamak içinde disiplinli olunmalıdır. İçimizdeki arslanı arslan gibi yönetmeye başladığımız zaman çok şey değişmeye başlayacaktır.

GÜMÜŞ MANGALIN MAŞASINI SORANLARA ALDIRMAYIN!
Her insan tenkite maruz kalabilir. Önemli olan tenkitler karşısında sakin olabilmektir. Dikkatli bir ayıklama ile işe yarar olanları alıp, diğerlerini bir köşeye süpürelim. Böyle davranırsak tenkitler suratımıza patladığında afallamayız.

KENDİME ENGEL OLAMAYACAĞIM
Recep Şükrü APUHAN
Timaş Yayınları Başarı Dizisi-9
KAYNAK: http://www.etkiliinsan.com/detay.aspx?id=119&cID=30

32 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın