• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/groups/annebabaokulu
  • https://api.whatsapp.com/send?phone=+905327001004
  • https://www.instagram.com/matematikkafe
TRANSLATE
ÜYELİK GİRİŞİ
MATEMATİK DÜNYASI
EĞLENCELİ MATEMATİK
OKUL BAŞARISI
SİTE HARİTASI
ZİYARET BİLGİLERİ
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam13
Toplam Ziyaret1250600

Okulsuz Toplum

10/06/2021

okulsuz toplum


Okulsuz Toplum

Yazar: Ivan Illich
Yayınevi: Şule Yayınları
Sayfa: 141
Tür: Bilim/Gelişim/Eğitim

Avusturyalı filozof ve toplumbilimci Ivan Illich'in 1971 yılında kaleme aldığı "Okulsuz Toplum" teorisi öğrenimin kurumsallaştırılmasını sorgular.

Genel olarak eğitimi değil mevcut eğitim sistemini eleştirir ve günümüz eğitim sisteminin okullarını eğitim açısından etkisiz, bölücü, kısıtlayıcı ve ticari bulur.
...

Okulların kurumsallaşması toplumsal kutuplaşmaya ve psikolojik çöküntüye yol açmaktadır. Toplumsal taleplerde bir eğitim eşitliğinin sağlanması söz konusu olmamıştır. Eşit nitelikte okul eğitimine sahip olsalar bile zengin bir ailenin çocuğu daha fazla olanağa sahiptir. Bu avantajlar evdeki sohbetlerden kitaplara, çocuğun hoşlanacağı gezilerden farklı ilgi alanlarına dek uzanır. Daha fakir çocuklar, gelişim ve eğitim amacıyla okula bağımlı kaldıkları sürece, genellikle diğer varlıklı çocuklardan geri kalacaktır.

Fakirlerin, bu dengesizliği gidermek için diplomaya değil, öğrenme edimlerini gerçekleştirecek farklı yardımlara ihtiyaçları vardır. 1965-1968 yılları arasında özellikle fakir çocuklar için eğitime fazladan 3 milyar $ harcanmış fakat çocukların öğrenimlerinde önemli bir gelişme kaydedilememiştir...

Eşit eğitim fırsatı, gerçekten de hem arzu edilebilir hem de uygulanabilir bir amaçtır. Fakat bunu ancak zorunlu okullaştırma ile mümkün saymak, kurtuluşu kiliseyle karıştırmak anlamına gelmektedir.

EN BÜYÜK TEHLİKE
Eğitim kurumlarını kurumsallaştırmak aynı zamanda ırkçıların, dini okulları yaygınlaştırmaya çalışanların ve bölücülerin de kendi çıkarları için kullanabileceği bir yapıya dönüşebilir.

ZORUNLU OKULLAŞMA
Zorunlu eşit okullaşmanın, ekonomik olarak uygulanamaz olduğu ispatlanmıştır. Zorunlu eğitim, kaçınılmaz bir şekilde toplumu kutuplaştırdığı gibi uluslararası kast sistemine göre dünya milletleri arasında bir sınıflamanın oluşmasına da yol açmaktadır. Artan masraflar ülke içinde ve dışında yıkıcılıklarını arttırmaktadır. Bu durum, paradoksal bir toplumsal sorun olarak ortaya konmalıdır.

DİPLOMANIN YIKICI ETKİSİ
Eğitimciler eğitimi sertifikayla paketleyip sunmakta ısrarcı olduklarından, okullaşma ile eğitimde bir gelişme kaydedilememektedir. Çünkü öğrenme amacıyla gidilen okulda bir araç olan diploma asıl amaç haline gelmektedir.

TEORİK VE PRATİK UYGULAMALARI
Eğitim, öğrenmeyi kolaylaştıran koşullar içermelidir. Ancak okulda pratik değeri olan niteliklerle bağlantı kurulamadığından, mevcut okullu eğitim sistemi mantıklı değildir.

ÖĞRENME HER YERDEDİR
Okul sisteminin bir diğer yanılsaması da, öğrenmenin öğretme sonunda ortaya çıktığı yolundadır. Öğretme ediminin bazı durumlarda okullarda gerçekleştiği olur fakat pek çok insan sahip oldukları bilgilerin çoğunu okul dışında edinmektedir.

Okuma ediminden zevk alan pek çok insan bu huyu okulda edindiklerine inanmaktadır. Doğruluğu araştırıldığındaysa bunun bir yanılsama olduğu ortaya çıkmaktadır.

OKUL OLGUSU
Geçtiğimiz yüzyıla kadar orta sınıfa mensup ailelerin çocukları özel öğretmenlerin ve özel okulların yardımıyla eğitim gördü. Endüstri toplumunun gelişmesiyle çocukluk, seri üretimi uygulanabilir hale ve kitlelerin ulaşabileceği sınırlara geldi. Çocukluğun üretildiği okul sistemi de modern bir fenomendir.

ÖĞRETMENLER VE ÖĞRENCİLER
Hepimiz sahip olduğumuz bilginin çoğunu okul dışından elde etmişizdir. Öğrenciler öğrendiklerinin çoğunu öğretmen yardımı olmadan, hatta öğretmenlere rağmen öğrenirler. Herkes nasıl yaşanacağını en iyi, okul dışında öğrenmektedir. Bizler bir öğretmenin müdahalesi olmadan konuşmayı, düşünmeyi, sevmeyi, hissetmeyi, oynamayı ve çalışmayı öğreniriz.

Eğitimle ilgili araştırmalar, çocukların, arkadaş gruplarından ve yaptıkları gözlemlerden, okulda öğretilmeye çalışandan daha çok şey öğrendiklerini göstermektedir.

SÜRECİN RİTÜELLEŞTİRİLMESİ
Eğitime ayrılan bütçe arttıkça uluslar bu durumu gelişmenin anahtar faktörü olarak algılamaktadır. Bireysel öğrenmenin de toplumsal eşitliğin de okullaşma ritüeliyle artırılamayacağını anlamadıkça eğitimde bir reform söz konusu olamaz. Okullarda ne öğretildiği söz konusu olmaksızın, zorunlu kamu okullarının kaçınılmaz bir şekilde böylesine yoz bir toplum oluşturacağını anlamadıkça tüketim toplumu olmaktan öteye geçemeyiz.

KURUMSALLAŞTIRILMIŞ DEĞERLER MİTİ
İnsan, bir kez okulun ihtiyaç olduğunu kabul ettiğinde diğer kurumlar için de kolay bir av haline gelmektedir. Genç insanlar her çeşit kurumsal planlamaya karşı şartlandırılmaktadır. Eğitim bu insanların hayal güçlerinin sınırlarını daraltmaktadır.

PAKETLENMİŞ DEĞERLER MİTİ
Okul, öğrenimi konulara ayırmakta ve böylece çocukları bu önceden hazırlanmış müfredat içine gömerek uluslararası skalada sonuçları değerlendirmeye çalışmaktadır. Okul, diğer ticari mallar gibi aynı yapıya sahip aynı sürece göre uyarlanmış bir eşya satmaktadır: Müfredat. Eğitimciler, müfredatın maliyetiyle orantılı şekilde artan eğitim masraflarını öne sürerek daha pahalı öğretim programını mazur gösterebilmektedir.

YENİ YABANCILAŞMA
Okul sadece Yeni Dünya'nın dini değil, aynı zamanda dünyanın en hızlı gelişen iş sektörüdür. Okul, yaşama hazırlığı yabancılaştırmakta, böylece öğrenciler gerçek eğitimden ve yaratıcılıktan yoksun bırakılmaktadır. Okul, öğretilmeye ihtiyaç duymayı öğreterek, yaşamın yabancılaştırıcı kurumlarına hazırlık yapmaktadır.

ÖĞRENME AĞLARI
Okula kaydolan öğrenciler diploma elde etmek amacıyla diplomalı öğretmenlere boyun eğmektedirler. Paradoksal bir şekilde aynı insanlar, bilgilerini nasıl elde ettikleri sorulduğunda bu bilgileri okuldan ziyade okul dışında öğrendiklerini söylerler. Gerçekler hakkındaki bilgilerini, yaşamı ve işlerini, arkadaşlarından, televizyondan, kitaplardan ya da çıraklık ritüellerinden öğrenmişlerdir.

Öğrenme edimini gerçekleştirmek için, öğrencileri istek ve zaman bulmaya teşvik edebilir ya da kişinin kendi kendine motive olduğu öğrenmeyi tercih edebiliriz. Öğretmen vasıtasıyla bütün eğitim programlarını dar bir alandan geçirmeye devam etmek yerine, hayatla kurulacak yeni bağlantılarla öğrenme edimini gerçekleştirebiliriz.

KALİTELİ BİR EĞİTİM SİSTEMİ
Kaliteli bir eğitim sistemi şu üç amacı gerçekleştirmeye çalışmalıdır:

Yaşamının herhangi bir anında mevcut kaynaklara ulaşmak suretiyle bir öğrenim gerçekleştirmek isteyen herkese imkân sağlamalıdır.

Bilgi sahibi olanların, bu bilgilerini paylaşmaları konusunda kendilerinden bir şeyler öğrenmek isteyenleri bulmalarına yetki tanımalıdır.

Halka, yeteneklerinin ortaya çıkmasını sağlayabilecek imkân olarak, bir konuyu onlara sunmak isteyenler için gereken her türlü olanağı sağlamalıdır.

Kamu için açılacak ücretsiz yetenek merkezleri suretiyle yetenek değişimleri kurumsallaştırılabilir. Yani, belli bir konuda uzman olan insanlar, vakitleri dâhilinde ve belki de kurulacak bir fondan elde edecekleri bir gelir ile sahip oldukları yetenekleri başkalarına öğretebilirler. Çünkü hiçbir öğretmen o işin uzmanı kadar bilgi sahibi olmayacaktır.

İstek üzerine kişilere öğretmek ve uygulatmak özgürlüğü ile yeteneklerin paylaşımı daha başarılı bir şekilde gerçekleşecek ve aydın bir kesim ortaya çıkacaktır.

SONUÇ

Çağdaş toplum, bilinçli tasarımların bir sonucudur ve eğitim fırsatları onlara uygun olarak tasarlanmak zorundadır. Okul vasıtasıyla belli bir amaca uygun olarak geliştirilmiş, tüm günü kapsayan eğitime olan güvenimiz günümüzde azalmaktadır. Öğrenmek ve öğretmek için daha farklı yollar bulmak zorundayız.

Gerçek bir eğitimi hayata geçirebilmek için toplumun oluşumunun önünde duran en önemli engel hayallerimizin tamamen okullaştırılmış olmasıdır. Okulsuzlaştırılmış bir toplum, günümüzdeki dünya düzeninin dayandığı ekonomi ve siyaset gibi tüm kavramların da yeniden şekillenmesini sağlayacak ve insanoğlunun özgürleşmesine yol açacak bir hareketin temellerini atacaktır.

ARKA KAPAK

"Okullaştırma, eğitimle aynı anlama mı gelmektedir? Kesinlikle hayır. Herkes gün be gün bir şeyler öğrenmektedir. Dürüst olmak gerekirse, çoğumuz, yaşamımızda okullaşmanın direk ve derin bir etkiden son derece yoksun olduğunu görürüz. Bu durumda iki soru ortaya çıkmaktadır: Her toplumda okullaşmaya bu derece büyük bir önem ve prestij kazandıran nedir? Eğitimin işlevi bir şüphe içeriyorsa, okullaşma gerçekte ne anlama gelmektedir?

Ivan Illich, bu eserinde okulun, statükonun korunmasına vesile olan araçlardan biri olduğundan dolayı bu prestije sahip olduğu yolundaki tezini kanıtlamaya çalışmaktadır. Ona göre günümüzdeki okullar eğitimi açısından etkisiz olduğu kadar, bölücü bir nitelik de taşımaktadır. Basından okullaşmaya karşı eleştirilerini "Okulsuz Toplum" adıyla kitap haline getirmesi ve Celebration of Awareness'in yayımlanması ile Illich'in görüşleri çok daha geniş bir çevrede tanınmaya başlamıştı. CIDOC 1970'li yıllarda entelektüel düzeyde uluslararası saygınlığı olan bir odak oldu. Ancak Illich'in çalışmalarını eğitim dışındaki konulara kaydırmaya başlaması ve Latin Amerika'ya eskisi gibi misyonerlerin gitmemesi nedeniyle CIDOC'un etkinliği inişe geçti. 1980'lerden sonra Illich Meksika, ABD ve Almanya'da çalışmalarını sürdürdü. ABD'de Penn State Üniversitesi'nin Felsefe ve Bilim, Teknoloji ve Toplum bölümlerinde konuk öğretim üyesi olarak ve Almanya'da Bremen Üniversitesi'nde Illich'in fikirleri çevresinde bir araya gelen "Oranlılık Üzerine Araştırmalar Döngüsü" adlı bir grupla birlikte çalıştı. Son yıllarda Oakland'da yaşıyordu ve çalışmalarını "oranlılık" kavramı üzerine yoğunlaştırmıştı. Illich, en başta toplumsal cinsiyet üzerinden bölünmüş bir toplumsal yapıda oran duygusunun kaybolduğunu savunuyordu.

Çevre İçin Hekimler Derneği Resmi Web Sitesinden ...

KAYNAK: serdarkilicsel.com/kitap/okulsuz-toplum/

Necip Güven
 
 
242 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın