• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/groups/annebabaokulu
  • https://api.whatsapp.com/send?phone=+905327001004
  • https://www.instagram.com/matematikkafe
TRANSLATE
ÜYELİK GİRİŞİ
MATEMATİK DÜNYASI
EĞLENCELİ MATEMATİK
OKUL BAŞARISI
SİTE HARİTASI
ZİYARET BİLGİLERİ
Aktif Ziyaretçi9
Bugün Toplam24
Toplam Ziyaret1250611
Necip Güven
necipguven1955@yahoo.com
ÖĞRENCİLER (X) İKS'TEN NEDEN KORKUYOR?
17/08/2020
 
ÖĞRENCİLER (X) İKS'TEN NEDEN KORKUYOR?
 
Önceki yıllarda emekli sınıf öğretmeni Süleyman ÇAYIRLI Hocama ``Hocam, öğrenciler (X) İks'ten neden korkuyor.`` diye sormuştum.
 
Cevabı bana da çok mantıklı gelmişti. ``Necipçiğim, biliyorsun ki alfabemizde 29 harf vardır. Bunların içinde de (X) İks diye bir harf yoktur. Öğrencilerin karşısına orta okulda birden çıkınca öğrenciler de bocalıyor.`` demişti.
 
Sonra bu açıklama üzerinde yıllarca düşündüm, düşündükçe Süleyman ÇAYIRLI Hocama daha da hak verdim. Bu olay daha ısınmadan sahaya çıkan bir sporcu en ufak zorlama karşısında lif çekmesi türünden sporcu sakatlıkları ile karşılaşıyorlar. Öğrenciler de daha (X) İksin mantığını öğrenmeden matematik sahasına dalınca birden bocalayıp kalıyorlar.
 
3 Ağustos 2008 akşamı sitemize yorum bırakan Cüneyt KARA kardeşimiz de ``Yaşım 20, matematik öğrenmek için her şeyi yapıyorum ama inanın anlamıyorum. Örneğin bana ‘X’ hep çok saçma gelmiştir.`` diyerek bu tezimi doğruluyor.
 
Ben de (X) İKS’in mantığından bahsedilmeden, yani ısınma hareketleri yapmadan başlanan bu öğretimin baştan iflas ettiğini düşünüyorum.
 
Bana (X) ``İKS’in bir mantığı var mıdır?`` diye sorsanız, size ``Evet ( X ) İKS’in de bir mantığı vardır.`` derim.
 
Ben denklemleri hep gözümde pazarcı terazisine benzetmişimdir. Bir taraf KG (Ağırlık), öbür taraf terazinin karşı kefesidir. = (Eşittir) çizgisi ise iki tarafın dengesini ayarlar. Nasıl bir terazinin kefesine konan meyveler arttıkça karşı kefedeki ağırlıklar artar. Meyveleri azalttıkça da karşı kefedeki ağırlıklar azalır.
 
O zaman ısınma turlarında (X) İKS’in mantığını nasıl anlatmalıydık?
 
Örnek olarak (X = y + 40) ifadesini ele alalım. Ben olsaydım önce bu işlemi sınıfta canlandırırdım.
 
Örnek olarak sitemize yorum yazan Volkan ve Cüneyt`i ele alalım.
 
( x ) İks yerine Volkan, y yerine de Cüneyt derdim. Denklemi tekrar tahtaya yazardım. Volkan = Cüneyt + 40
 
Bu denklem bana neler anlatıyor bakalım. Olayı şöyle geliştirirdim. ``Arkadaşlar, bu verilen denklem Volkan ile Cüneyt`in cebindeki paraların denklemidir.`` derdim. Buradan şu sonuçlara varırdım.
 
1-Volkan`ın parası Cüneyt`ten 40 lira fazladır.
 
2-Cüneyt`in cebine 40 Lira daha koyarsam ikisinin paraları da eşit olurdu.
 
3-Denklemlerde Volkan olmadığı zamanlarda gel Cüneyt kardeş Volkan`ın yerini doldur derdim. O da doğal olarak ``Hocam, ama benim cebimde Volkan`ın yerini dolduracak kadar para yoktur.`` derdi. Ben de ``Al 40 Lirayı koş hemen Volkan`ın denklemdeki yerini doldur.`` derdim. O da doğal olarak ``Tamam Hocam, hemen Volkan`ın denklemdeki yerini doldurmaya gidiyorum.`` derdi.
 
4- Bu denklemi çözmek için Cüneyt veya Volkan`dan birinin parasını öğrendiğimde diğerinin cebindeki parayı bulabilirim.
 
5- Eğer denklemi bozmadan ikisine de para vermem gerekseydi. İkisine de aynı miktarda para vermem gerekirdi.
 
6- Eğer denklemi bozmadan ikisinden de para almam gerekseydi. İkisinden de aynı miktarda para almam gerekirdi.
 
Denklemlerin mantığını öğrettikten sonra da bilinmeyene ister Ayşe, ister Fatma, İster Ahmet, İster Mehmet, ister X, ister W; ister Q koyalım hiç bir şey değişmezdi.  Yani Ayvaz kasap, aynı hesap olurdu.......
 
Necip GÜVEN 
 
Bir de benim gibi üstüne matematikçinin Mihriban Türküsünü yazardınız.

 
(X) (İKS) DEYİNCE KALEM ELDEN DÜŞÜYOR!

 
ÖSS’le bağlamışım gönlümü,
 
Testler zordur, çözülmüyor Mihriban.
 
Test çözmekten zor belleme ölümü,
 
Çözmeyince bilinmiyor Mihriban...
 
 
 
X, deyince kalem elden düşüyor,
 
Kafam karışıyor, aklım şaşıyor.
 
İnananlar engelleri aşıyor,
 
Matematik çekilmiyor Mihriban...
 
 
 
Tabiplerde ilaç yoktur yarama,
 
Faturalar çok geliyor arama.
 
Netlerimde düşüşler de var ama,
 
Sensiz hayat çekilmiyor Mihriban...
 
 
 
X,deyince kalem elden düşüyor,
 
Kafam karışıyor, aklım şaşıyor.
 
Kartallar da tavuk gibi yaşıyor,
 
Böyle hayat çekilmiyor Mihriban...
 
 
 
İşte düştük ÖSS’nin eline,
 
Bunun sonu stres böyle biline.
 
Şaştım kaldım bu işlerin sonu ne,
 
Stres ağır çekilmiyor Mihriban...
 
 
 
X,deyince kalem elden düşüyor,
 
Kafam karışıyor, aklım şaşıyor.
 
Gençlerimiz sıkıntılar yaşıyor,
 
Dershaneler çekilmiyor Mihriban...
 
Necip GÜVEN Eskişehir
 
 
Not: Sevgili Dostlar, bildiğiniz gibi ”Mihriban” şiiri Üstat Şair Abdurrahim Karakoç hocamızın. 10 yıldır yaptığım çalışmalar bana sıradışı,ilginç, komik şeylerin beyin tarafından daha kolay algılandığı gösterdi. Cem YILMAZ’ı tanıdıktan sonra kendime hep şu soruyu sordum ”Neden çocuklar ve gençler matematiği Cem YILMAZ kadar sevmiyorlar?
 
Cevap açıktı çünkü matematik çok sıkıcıydı. Oysa ben matematiği çok seviyor ve çocuklara sevdirmek istiyordum. ”X Deyince Kalem Elden Düşüyor” uyarlaması böyle bir arayış içinde 7 Haziran 2008′de ortaya çıktı. Fakat ortada bir sorun vardı. ”Mihriban” şiirinin asıl sahibi Üstat Abdurrahim Karakoç’tu ve ben bu şiiri kullanmak ve internette yayınlamak için izin almamıştım. Ortada bir kul hakkı vardı, bu durum da beni çok rahatsız etmeye başladı.
 
Sonunda kararımı verdim. Ya bu şiiri eğitim amaçlı kullanmak için üstattan izin alacak ve yoluma devam edecektim. İzin alamazsam da bu şiiri Web sitemden silecektim. Aralık 2008′de bu düşüncelerle Abdurrahim Karakoç’a ulaşmak için araştırma yaptım ve sonunda ona ulaşacak telefon numarasını aldım. Acaba ne diyecek tedirginliği ile durumu izah ederek bu şiirin uyarlamasını eğitim amaçlı kullanmak için izin istedim.
 
Endişelerimin aksine hiç bir olumsuz tepki vermeden ”İzin verdim gitti!” Derin bir ”Ohhhhh çektim ve üstada teşekkür ettim. Üstattan Allah razı olsun. İnşaallah matematik ve eğitim alanında yapacağım çalışmalarla üstadın yüzünü kara çıkarmayacağım.
 
Necip GÜVEN
 
 
HAYALLERİM X'İN BAŞLADIĞI YERDE SONA ERDİ! (*)
 
Şeffaf tertemiz bir dünya idi önceleri yaşadığım. Bilmediğim pek bir şey yoktu. Her şeyi doğru bildiğim anlamına gelmese de biliyordum işte. Yanlış ta olsa biliyordum. Pamuğun gökyüzündeki bulutlardan indirildiğini,seyahatlerde hızla akıp gidenin araç değil yol olduğunu bilirdim. On bölü ikinin sonucu yirmi ediyordu ve ben bunu ikiye bölerek yediğimiz zeytinlerden biliyordum. Yanlış ta olsa biliyordum işte…
 
Önceleri yaşadığım dünyada herkesin yaşı bilinir,bilyeler adilce bölüşülür, eşitsizliklere yer olmazdı. Sayılar bilirdik en reelinden. 10 rakamdan oluşan ve üttüğüm, çoğu zaman da ütüldüğüm bilyelerin, bir de kaç kez yatıp kalktığımızda bayram olacağının hesabını yaptığımız sayılar… Bir havuzumuz vardı tulumbayla su çektiğimiz lakin alttan değil üstten boşaltırdık. Ne işçiye verecek ne de alış veriş yaptığımızda üstünü alacak kadar paramız olmadı hiçbir zaman.
 
Gel zaman git zaman, okula başladığım zaman değişiverdi dünyam. Okulun ilk günüydü ve öğretmenim topal biriydi. Ve ben, işte o gün hayatımda bir şeylerin aksayacağını anlamıştım. Koyvermedim kendimi. Doktor olacaktım çünkü. Çocuktum,ne olmak istiyorsun sorusunun en sık sorulduğu yaşlar işte. Doktor derdim hem de çocuk doktoru. Parası boldu ve çocuklar da sürekli hastalanıyordu.
 
Çocuktum işte,paradan daha değerli değerli şeylerin bilincine erişemediğimiz dönemler yani. İlkokul beşe kadar dört işlemdi gördüğümüz ve ben dördünde de en iyisiydim. Kıvrak zekamla kavramıştım hepsini. Hatta 10 /2 nin 20 değil 5 olduğunu bile öğrenmiştim.
 
Doktor olmayı istiyordum dedim ya! Ta ki onu tanıyıncaya kadar… Onu tanıyınca tanıdım kendimi,tanıyınca onu değişti dünyam. Gizemli yanı, doktorculuktan vazgeçirdi beni. Zoraki bir vazgeçişti bu. Bu tanışma hayal dünyamın temeline konulan dinamitti ve kopuvermişti bir yanım. Bir bilinmeyenle tanıştığım o gün anlamıştım doktor olamayacağımı. Şimdiye dek bize çarpı olarak öğretilen şeyin aslında bilinmeyen bir şey olduğunu söylüyordu bir ses. X bilinmeyendi, ki ben de hiçbir zaman bilemedim onu.
 
Doktorluk sayısal bölümdü, x te bilinmeyen bir sayıydı ve benim sayılarla aram dört işlemin bittiği yere yani x in başladığı yere kadardı. Biri yetmezmiş gibi y ve z yi de eklemişlerdi.
 
Alfabe harfleriydi bunlar öyle biliyordum. Bu harflerle bildiğimiz kelimeler inşa ederdik. Çoğaldıkça bilinmeyenler,küçüldüm sıramda, kısıldı sesim. Matematikti dersin adı, kalkan parmaklar arasında yerini alamadı bir gün bile parmağım. En iyinin ben olmadığımı anlamıştım artık.
 
İlk kopyamı matematikten çektim, ilk tokadı matematikçiden yedim, ilk zayıfımı da matematikten aldım. Bildiğim dünyamı alt üst ediyordu matematik. Kurmaya çalıştıkları yeni dünyada kadınların yaşı, erkeklerin maaşı soruluyor, havuzların dibi deliniyor,  bilyeler eşit bölüşülmüyor, eşitsizlikler yaygınlaşıyor üstüne bir de basit görülüyordu. Faiz yeniyor, işçi hakkı yeniyor, var olan problemi çözmektense hep çözülecek yeni problemler üretiliyordu…
 
İşte bu yüzden,bu yüzdendir ki barışmadı yıldızım bilinmeyenlerle. Hayallerimin hırsızını sevemedim bir türlü.
 
(RÜYALARI GERÇEKLEŞTİRMENİN EN KISA YOLU UYANMAKTIR.)
 
(*) M. Emin SÜTÇÜ KAYNAK:http://terskare.blogcu.com
 
 


179 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

SİSTEMLER VE İNSANLAR! - 20/04/2021
Sistemler ve insanlar, Birbirini tamamlar. Sisteminiz yok ise, Acı çeker insanlar.
TÜRK MİLLETİ ZEKİDİR, EĞİTİMLE APTAL YAPTILAR - 11/02/2021
TÜRK MİLLETİ ZEKİDİR, EĞİTİMLE APTAL YAPTILAR
KARTALLAR ASLINA DÖNER! - 08/02/2021
KARTALLAR ASLINA DÖNER!
FİLDİŞİ KULELERİ VE YEL DEĞİRMENLERİNİ YIKACAĞIZ! - 08/02/2021
FİLDİŞİ KULELERİ VE YEL DEĞİRMENLERİNİ YIKACAĞIZ!
VEFALI TÜRK GELDİ YİNE! - 07/02/2021
VEFALI TÜRK GELDİ YİNE!
KULAK VERİN ANNELER! - 29/01/2021
KULAK VERİN ANNELER!
TOZU DUMANA KATACAĞIZ! - 26/01/2021
TOZU DUMANA KATACAĞIZ!
MATEMATİK VE EĞİTİMDE ÇÖZÜM ANADOLU AÇILIMI! - 03/01/2021
BİZ BU İŞİ BAŞARIRIZ ARKADAŞ!
HER GÜN ÇANAKKALE, HER YER ÇANAKKALE! - 29/11/2020
HER GÜN ÇANAKKALE, HER YER ÇANAKKALE!
 Devamı