cahit-arf-ilkeleri
matematikkafe.com

CAHİT ARF’IN İLKELERİ
Ramazan Bakkal
Bilimin yıldızlarından “anlamak tutkunu CAHİT ARF” hocanın prensipleri hepimiz için şahane uyarılar. Öğretmene, akademisyene, teknisyene, patrona, iktisatçıya… Bilimin yıldızlarını inceledikçe, bir insan nasıl yıldızlaşır sorusunun cevabı basitleşiyor: Ezberlemek ile anlamak arasındaki fark.
Matematikçi Cahit Arf’ın eleştirileri yahut ilkeleri:
1.“Memleketimizde, iktisat ilmi bugün için bir “lâkırdı ilmi” olmaktan kurtulamamış, pozitif ilim haline gelememiştir…”
2.Belletmen değil öğretmen isteriz...
“Öğretmenlik ilmî bir iştir. Fakat bizde halâ belletme ve ezberletme işidir. Bellediğini okutmak, okuttuğunu belletmek. Maaşını alıyor ya nasıl olsa, vereceği dersleri aklına koyup ezberliyor, gidiyor çocukların önünde tekrarlıyor. Kitabı yüksek sesle okumakla aynı şey. Öğretmene saygım var, ama, hakikaten öğretmen ise.” diyecektir. (Belletmen: Eğitim kurumlarında etütleri denetleyen kimse)
3.Akademisyenlerin bilime ilgisizliği
“Öğretim üyesi arkadaşlarımız iyilerdi. Hoşlardı, ama çoğunun bilime dair öyle bariz bir ilgileri yoktu. Asıl hedefleri profesör olmak, dekan olmak, senatoya girmek, rektör olmak gibi şeylerdi; yani bilim peşinde değil, rütbe peşinde koşmak. Halbuki üniversite bilim yapmaya müsait haldeydi.
4.Cahit Bey TÜBİTAK Bilim Kuruluna yahut araştırma gruplarına üye seçerken adayların eylemli olarak araştırma yapıp yapmadıklarına bakardı.
Ankara’da vinç fabrikası kurmuş Doç. Dr. Orhan Işık’ı görmeye gittik. Rahmetli Işık’ı atölyede, işçi tulumu içinde çalışırken görünce, “Tamam,” demişti, “İşte aradığımız insan!” Onun deyimiyle iyi araştırıcılar gerektiğinde “tenekecilik” yapmasını bilenlerdi...”
5.BOŞ LAF
En sevmediği şey ise, palavra idi. Uzun uzun boş laf edilmesinden ve içi boş belagat gösterilerinden hiç hoşlanmazdı. Törenlerden de haz etmezdi hiç. Hele içi boşaltılmış olanlardan asla. Böyle toplantılara katılmak istemezdi.
6. Anlamak:“Farkına vardım ki, doğada karşılaştığımız olayları modelleyip bunları anlamak hırsından kaynaklanıyor her şey. Yani asıl ilgimin “anlamak” olduğunu gördüm.” Her şeyin aslını anlamak isterdi. Onun için önemli olan, “anlamak”tı, araştırıcı zekâsını kullanarak olayların sebebini anlamak.
7.Biri çıkıp da Cahit Beye dese ki, “Tamam bilim yapalım, ama buna da izin vermiyorlar işte!..” O’nun cevabı hazırdı: “Senin düşüncelerini hiç kimse kısıtlayamaz. Zihnine zorla giremez. Düşünürüz, konuşuruz, zihnimizi çalıştırmamızı asla engelleyemezler!” işine bağlı olmak. Giderek ustalaşmak, kendini aşmak... Bunlar Cahit Bey için çok önemliydi.
8. “Hayatımızda karşılaştığımız bilgilerden, bunların kendiniz üretirmişçesine “Vay, bu hakikaten böyleymiş!” diyerek öğrendikleriniz dışında kalanları gerçekte öğrenmediğinizi tahmin ediyorum. Bir bilgiyi öğrenebilmek için hakikaten o bilgiyi keşfedercesine öğrenmek lâzımdır. Bunu yapmazsanız öğrenemiyorsunuz.
Yorumlar -
Yorum Yaz