• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/groups/annebabaokulu
  • https://api.whatsapp.com/send?phone=+905327001004
  • https://www.instagram.com/matematikkafe
TRANSLATE
DESTEK OL
ÜYELİK GİRİŞİ
REKLAM ALANI-1

MATEMATİK DÜNYASI
EĞLENCELİ MATEMATİK
OKUL BAŞARISI
PSİKOLOJİ
SİTE HARİTASI
ZİYARET BİLGİLERİ
Aktif Ziyaretçi16
Bugün Toplam1361
Toplam Ziyaret2338638

kara-cicek

Eğitim Masalları / Kara Çiçek
Yazan: Ergür ALTAN

 

 

Bir ülkede yaşayan yaşlı bir bilge, rüyasında kısa bir süre sonra öleceğini görmüş. Ölmeden önce bilgilerini, deneyimlerini genç bir kişiye öğretmek istemiş. Yetiştirdiği bir çok öğrencisinin olması ona yeterli gelmiyormuş. “Eğer bir öğrenci daha yetiştirebilirsem daha mutlu olurum” diye düşünüyormuş. Ülkenin dört bir yanına duyuru yapmış bunun için.


Yaşlı bilgenin duyurusuna öyle çok ilgi gösterilmiş ki, evinin önünde uzun uzun kalabalıklar oluşmuş. Kulaktan kulağa, hatta ülkeden ülkeye yayılmış yaşlı bilgenin duyurusu. Yaşlı bilge hem şaşırmış hem de sevinmiş bu duruma. Evinin önüne çıkıp gelenlere seslenmiş. “Her birinize teşekkür ederim “ demiş. “Öğrencim olmak istemeniz onurlandırdı beni. Ne yazık ki sadece bir öğrenci yetiştirebileceğim. Sanırım bir yarışma açmam gerekiyor bunun için. Evimin arka tarafında bir çiçek tarlası var. O tarladaki çiçekleri kendi ellerimle ektim. En güzel çiçeği hanginiz bulursa öğrencim olmaya hak kazanacak” demiş. Bazıları çok şaşırmış yaşlı bilgenin bu sözlerine. Onlar daha farklı bir sınama bekliyorlarmış.


Yaşlı bilgenin çiçek tarlasını gezmiş herkes. Yüzlerce, binlerce çiçek varmış tarlada. Tarladaki çiçekleri görmeyen kalmayınca, yaşlı bilge yine evinin önünde toplamış öğrenci adaylarını. Acaba nasıl cevaplar gelecek diye merak ediyormuş bir yandan. “Sırayla hangi çiçeği niye sevdiğinizi söyleyin lütfen” demiş.

 

Cevapları dinlemeye başlamış yaşlı bilge. Kimi demiş ki, “en çok gülü sevdim, çok hoş bir kokusu var”. Kimi demiş ki “karanfili sevdim en çok, capcanlı bir rengi var. “Kimi menekşeyi sevmiş zarif göründüğü için, kimi hanımeline bayılmış ince bir duruşu olduğu için. Kimi papatyayı, kimi laleyi sevmiş kendince gerekçelerle.

 

Kalabalığın en sonunda, koltuk değnekleriyle yürüyebilen, kalın kalın gözlük camları olan genç bir kadın duruyormuş. Demiş ki, “Tarlanın bitiminde simsiyah yaprakları olan bir çiçek var. En çok onu sevdim ben. “Gözleri parıldamış yaşlı bilgenin. İnsanlar şaşırmış genç kadının verdiği cevaba. Bilge demiş ki, “Kara Çiçek`tir onun adı. Açıklar mısınız niye en çok Kara Çiçeği sevdiğinizi?” “Ağır işittiğim için duyamadım sizi. Sorunuzu biraz daha yüksek sesle tekrarlar mısınız?“ demiş genç kadın. Yaşlı bilge özür dileyip tekrarlamış sorusunu. Genç kadın demiş ki, “Yanlış anlamayın beni. Çiçek tarlanız çok güzel. Bütün çiçeklerinizi sevdim ben. Doğaya nice can katmışsınız. Harcadığınız bu emek bilgeliğinizin bir kanıtı. Tarlanızın sonunda, diğer çiçeklerden ayrı duruyordu Kara Çiçek. Yapraklarının görünen kısmı simsiyah. Ama diğer çiçekler kadar o da doğaya ait, o da bir can. Yapraklarına dokununca, içinde kat kat duran başka yapraklar gördüm. Allı morlu bir çok yaprak fark ettim. Öyle güzel ki. Teninin dış kısmının bir önemi yok benim için. O çiçeğin iç tenini, içtenliğini görebildim. En çok Kara Çiçeği sevdim ben. İçimden öyle geldi” demiş.

 

Yaşlı bilge genç kadının yanına gitmiş bu sözleri duyunca. Ellerini tutmuş. “Biliyor musunuz, ben en çok Kara Çiçeğe emek verdim” demiş. Duraksamış bir süre. “Niye öğrencim olmak istiyorsunuz ki? Siz zaten bilgesiniz” demiş. Herkes bakakalmış genç kadına. Kimi somurtmuş. “Zar zor yürüyen, zar zor gören, zar zor duyan bu kişi mi bilgeymiş?“ diye söylenmiş kendi kendine. Yaşlı bilgenin de bilgeliğinden şüphe etmiş kimi. Kimi saygı duymuş genç kadının verdiği cevaba ve yaşlı bilgenin tavrına.

 

Genç kadın, “Ben haddimi bilirim ve eğer izin verirseniz sizin öğrenciniz olmayı isterim. Öğreneceğim çok şey var sizden” demiş. Yaşlı bilge seve seve kabul etmiş bunu. Son günlerinde, öğrencisine doğayla, insanla, evrenle ilgili bildiği, gözlemlediği her şeyi anlatmış bir bir.

 

Yaşlı bilge, öğrencisine verdiği derslerin bittiği gün ölmüş. Bilgi ve sevgi dolu bir çok öğrencisi gibi bu öğrencisi de onun izini devam ettirmiş. Yaşlı bilge gibi onun da eli, kapısı, aklı ve yüreği açık olmuş her zaman ve herkese.

 

Asırlar boyu, kuşaklar boyu, çoğu zaman hoyrat ellerde, hoyrat gözlerde, hoyrat yüreklerde kalsa da bir başına Kara Çiçek, emeğe emek eklemiş, sevdaya sevda eklemiş ve direnmiş. O direnişi görüp de özünü Kara Çiçeğin özünde bir gören insanlar her daim var olmuş.


Yaşlı bilgenin ve öğrencilerinin bilgileri, merhametleri, duyumsamaları o güzel insanlara yalansız dolansız bir rehber olmuş.


Yorumlar - Yorum Yaz