Eğitim İmecesine Hoş Geldiniz... Matematikya

  • Anasayfa
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/groups/matematikarge/
  • https://api.whatsapp.com/send?phone=+905327001004
  • https://www.instagram.com/matematikkafe
Translate
Üyelik Girişi
Eğlenceli Matematik
Mat Konu Anlatım
Site Haritası

MATEMATİKTEN KAÇARKEN KUCAĞINA DÜŞTÜM!

matematikkafe.com

MATEMATİKTEN KAÇARKEN TAM KUCAĞINA DÜŞTÜM!

matematikten-kacarken

Birçoğunuz gibi, ben de tam bir matematik özürlü olduğumu düşünürdüm. Üniversite tercihimi yaparken de bu düşünce hayatımın en temel yönlendiricilerinden biriydi. Amacım matematiğin olmadığı bir bölüme gitmekti. Tercihlerimi de ona göre dizayn ediyordum. Hatta bazen rüyalarımda matematik derslerinin olduğu bir üniversiteyi kazandığımı görüyordum. Matematik dersinde öğretmen bana alabildiğine bağırıyor, hakaretler ediyor, bütün sınıf bana gülüyordu. Utancımdan ne yapacağımı bilmiyordum. Kan ter içinde uyanıyordum. Buna rüya değil, kabus demek daha doğru olurdu. Ve bu kabuslar gerçekleşmesin diye sürekli dua ediyordum.

Sınav öncesinde tercihlerimi yaparken; edebiyat, tarih, psikoloji, sosyoloji gibi aklımca matematik dersinin olmadığı bölümleri seçtim. Diğer tüm derslerim iyiyken, matematik tam bir felaketti. Netlerim eksilerde yüzüyordu. Bu şekilde sosyoloji bölümüne girdim. Mutluluktan uçuyordum. Artık matematik yoktu! Kurtulmuştum!

Üniversitedeki ilk günüm hala dün gibi aklımda. Şu sahneyi gözünüzde canlandırın: Sosyoloji bölümünün önünde uzun bir kuyruk var. Öğrenciler o yıl alacakları derslerin listesini görmek için bekleşiyorlar. Birbirleri ile yeni tanışanlar, birbirlerini tanıyanlar... Cıvıl cıvıl, hayat dolu bir manzara. Yavaş yavaş ders programını görebileceğim noktaya yaklaştım. Birinci sınıfların o yılki derslerinin listesini görebiliyordum artık. Listede sosyoloji ile ilgili birçok başlık vardı. Ama benim gözlerim onları görmüyordu. Tek bir noktaya takılıp kalmıştı. Listenin tam ortasında devasa harflerle “Matematik” yazıyordu. Belki normal yazıyordu da, bana öyle görünmüştü. Zihnim bunun gerçek olduğuna inanmak istemiyordu.

Bu okulun bitmeyeceğinden emindim. Üç yıl boyunca tüm dersleri verdiğim halde, matematik dersinin sınavlarına dahi girmedim. Üç yılın son döneminde ben ve birkaç arkadaşımı idareye çağırdılar ve sınavı bu seferde vermezsek okuldan atılacağımızı söylediler. Artık çarem kalmamıştı. Ya yılların emeğini harcayacak, ya da matematiği yenecektim. Onu yenmeyi seçtim. Üç ay boyunca ilkokuldan beri kaçtığım ve öğrenemediğim matematiği çalıştım. Ve sınavı en yüksek puanla verdim. Böylece, matematiğe olan korkumun hayatıma engel olmasına izin vermemiştim. Kabusum olan matematik o ana kadar hayatımı yönlendirmiş ve kontrol etmişti. Ama artık kontrol bendeydi.

Başarı da Başarısızlık da Önce Zihninizde Gerçekleşir:

Bugün geldiğim noktada öğrencilerle yaptığım bireysel danışmanlıklarda ya da grup eğitimlerinde birçok öğrenci arkadaşımın aynı korkuyu çeşitli derslere karşı yaşadıklarını üzülerek gözlemliyorum. “Ben matematiği anlamıyorum”, “Ben fiziği sevmiyorum”, “Edebiyatı kafam almıyor”, “Coğrafya dersinden hiç hoşlanmıyorum” gibi sınırlayıcı inançları olan arkadaşlar, şunu bilin ki yapamadığınız şey zihninizin içinde. Dışarıda zihninizden bağımsız olarak yapamayacağınız hiçbir şey yoktur.

Her şey zihninizde gerçekleşir; yapabilmek de, yapamamak da...

Sık sık dile getirdiğimiz çok önemli bir ilke vardır: “Bir kişi yapabilmişse herkes yapabilir.” Bir şeyi yapamıyorsanız, o beceriden yoksun olduğunuz için değil, yapamayacağınıza inandığınız içindir.

Zihnimiz her şeyi geneller ve genellemeler yaparak çalışır. Örneğin, matematikte bir-iki kere başarısız olmuşsanız ya da matematik hocanız birkaç kez yanlışınızı yüzünüze vurmuşsa, zihniniz ve dolayısıyla siz, bu birkaç olaydan yola çıkarak; “Ben matematiği anlamıyorum” genellemesini üretir. Aslında bir şeyin genellenebilmesi için o olaya dair yüzlerce örneğin olması gerekir. Ama zihnimiz birkaç örnekten sonra yaşanan durumu tüm hayatımıza geneller. “Matematikten anlamıyorum” düşüncesi bir kez oluştuktan sonra, o derse ne kadar emek ve zaman harcarsanız harcayın, hala anlamadığınızı düşünürsünüz. Bunun sebebi yaptığınız genellemenin artık sizi yönetiyor olmasıdır. İpler matematiğin elindedir ve zihninizdeki bu inançtan beslenir. Zihninize bir kez “Anlamıyorum” komutunu verdikten sonra artık o, bu komuta uygun olarak çalışmaya başlar. Sizinle; “Neden öyle diyorsun, istersen rahatlıkla yapabilirsin” diyerek tartışmaya girmez. Ona ne dediyseniz, o emre itaat eder.

Gördüğünüz gibi, yaşadığınız her şey zihninize ektiğiniz tohumlarla ilişkili. Yapabilme tohumunu ektiyseniz, o tohumdan gelişen ağaç, daha başarılı olmanız için meyve verecektir. Ama ektiğiniz tohum yapamama tohumuysa, ağacın meyveleri başarınızı ve yapabilme gücünüzü eritir.

Olumsuz Genellemeleri Olumluya Çevirme Yöntemi:

Hangi derse karşı olumsuz genellemeleriniz varsa, önce bunu belirleyin. Sonra bir kağıda bu olumsuz genellemelerin tam tersini yazın. Bugünden itibaren aklınıza olumsuzluk geldiğinde kendinizi durdurun ve içinizden, hatta mümkünse sesli olarak onun yerine yazdığınız olumlu olanı söyleyin. Bir süre size bu durum çok tuhaf gelecektir. İnanmadığınızı düşündüğünüz bir şeyi söylerken kendinizi kandırıyormuş gibi hissedeceksiniz. Ama şöyle düşünün; derslere karşı geliştirdiğiniz olumsuz düşüncelerinizde sadece birkaç olaydan yola çıkarak ulaştığınız sonuçlardı. Dolayısıyla, aslında yine kendinizi kandırmıştınız. Yapabileceğiniz halde yapamayacağınıza inandırdınız. Şimdi aynı işleyişi size fayda sağlayacak yönde kullanacaksınız. Zihninizin bu genelleme stratejisini size zarar verecek yönde değil, fayda sağlayacak yönde yeniden dizayn edeceksiniz. Bir süre sonra pozitif düşünceyi benimseyecek, bu yeni pozitif inançla o dersi de anlamaya başladığınızı fark edeceksiniz.

Seçim tamamen size ait. Ya zihninizi yönetmez ve bir dersin sizin hayatınızı kontrol etmesine izin verirsiniz, ya da zihninizi yönetmeyi seçer ve kontrolü ele alırsınız. Bir düşünün bakalım, hangisi sizi başarıya ve hayallerinize ulaştıracak olan?

Bülent Şenyürek

Yorumlar - Yorum Yaz