İstanbul Matematik Kafe

Eğitim dünyasında yıllarca formüllerin, teoremlerin ve müfredatların peşinden koştuk. Sınavlardan alınan puanları, çözülen soru sayılarını başarının tek ölçütü saydık. Ancak dönüp geriye baktığımızda, zihnimizde kalan en kalıcı bilgilerin arkasında hep aynı gizli özneyi görürüz: Sevgi.
Matematik dahil, hangi disiplin olursa olsun, korkuyla veya zorunlulukla öğretilen hiçbir şey zihinde kök salamaz. Gerçek öğrenme, öğrencinin kalbine dokunabildiğiniz an başlar. Çünkü sevgi, eğitimin en katı kurallarını bile esnetebilen, en zorlu konuları bile anlaşılır kılan tek evrensel dildir.
Özellikle matematik gibi toplumda önyargıyla yaklaşılan, adeta bir "kâbus" gibi görülen bir alanda, öğretmenin sınıfa veya içeriğe kattığı sevgi bir kalkan görevi görür.

Eğitimde başarı; bir öğrencinin sadece formülleri ezberleyip sınavı geçmesi değil, o bilginin felsefesini kavrayabilmesidir. Bu da ancak dersi, okulu veya öğrenmeyi sevmekle mümkündür. Bir öğretmen olarak tahtaya ne yazarsak yazalım, eğer o yazının arkasında öğrencimize duyduğumuz inanç ve mesleğimize olan sevgimiz yoksa, yazdıklarımız tebeşir tozundan ibaret kalır.
Unutmayalım ki; formüller unutulur, sınavlar geçer, müfredatlar değişir. Ama bir öğretmenin öğrencisinin kalbinde bıraktığı o sevgi dolu iz, ömür boyu kalıcıdır. Eğitimde başarının en büyük, en rafine ve en gizli formülü budur.
Matematik Kafe